Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/22647 E. 2012/29675 K. 25.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22647
KARAR NO : 2012/29675
KARAR TARİHİ : 25.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalıya teslim etmiş olduğu üzümlerin bedelinin ödenmediğini, alacağının tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıdan üzün almadığını, davacının üzümlerini dava dışı …Ticarete teslim ettiğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, yörede üzün satışlarında belge düzenlenmediği kabul edilerek, dosyaya ibraz edilen kantar fişleri ve tanık beyanları gereğince davacının üzümlerini davalıya satıp teslim ettiği, satış bedelinin ise ödenmediği belirtilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne, 6.720,00 TL asıl alacak ve 1.486,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.206,32 TL üzerinden takibe yapılan itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanan 2.688,00 TL % 40 icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya satmış olduğu üzüm bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, alacağının tahsili için takip başlatmış, davalı ise davacıdan üzüm satın almadığını savunarak, akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla yükümlü olup, davacı da davalıya üzüm sattığını yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Davada delil olarak kantar fişlerine dayanılmışsa da, dosyaya ibraz edilen söz konusu kantar fişlerinde davalının imzası bulunmadığı gibi, bir kısmında firma adı karşısında “…” yazısı, diğer bir kısmında da “Ser Şarap” yazısı bulunmaktadır. Davalının imza ve yazısını taşımayan böyle bir belge, borç ikrarını havi nitelikte bir belge olmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı niteliğinde de değildir. Yine davalının açık muvafakatı bulunmadığından olayda tanık dinlenemeyeceği gibi, tanık beyanları esas alınarak da hüküm kurulamaz.
Her ne kadar mahkemece örf ve adet gereğince üzüm satışlarında belge düzenlenmediğinden bahisle mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre hüküm kurulmuşsa da, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 203. maddesinin 1/b fıkrası (HUMK’nun 293/4 maddesi) hükmüne dayanılarak tanık dinlenebilmesi için, teamül unsurunun gerçekleşmesi, bir çevrede herhangi bir hukuki işlemin devamlı olarak senede bağlanmamasının adet haline gelmesi, bu hususun zaman içinde herkesçe uyulmak suretiyle istikrarlı bir nitelik kazanmış olması ve ayrıca kamuoyunda da bu teamüle inanılmış olması gerekmektedir. Mahkemece yapılan araştırma sonuçları ise, olayda teamülün varlığını kabul etmek için yeterli değildir.
O halde davacı, davalıya üzüm sattığını ve bu nedenle takip konusu miktar üzerinden davalıdan alacaklı olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Ne var ki davacı, dava dilekçesinde “her türlü delil” demek suretiyle “yemin” deliline de dayanmış olduğundan, mahkemece bu konuda davalıya yemin yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, teamül unsuru oluşmadığı halde dinlenen tanık beyanlarına göre, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.