YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2452
KARAR NO : 2012/16662
KARAR TARİHİ : 26.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Gülten Sevil Öztürk ile davalı … ve asil …’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı şirket, “SUMMER BREEZE” (Eski ismi MYVİATOR) adlı 1986 model HULL: HATCT3011586 motor numaralı teknenin, şirketlerine ait olduğunu, ancak dava dışı … ve Metro Mümessillik İthalat İhracat Anonim Şirketi’nin borcundan dolayı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından haczedilip muhafaza altına alındığını, haksız haciz işleminin kaldırılması amacıyla davalı avukata vekaletname verdiklerini, davalının tekne ile ilgili şirketi temsilen açmış olduğu ve şirket aleyhine açılmış olan davalar sürerken, teknenin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ihale yolu ile satışa çıkarılması üzerine de, ihaleye girmesi için davalıyı görevlendirdiklerini, davalının, 05.08.2005 tarihinde yapılan ihalede şirket nam ve hesabına tekneyi satın aldığını, ne var ki bugüne kadar teknenin şirket adına kayıt ve tescilini sağlamadığını, öte yandan, tekne üzerindeki haczin kaldırılması için davalı avukat tarafından, … 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2005/439 esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın da, “verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı” gerekçesi ile 10.10.2006 tarihinde reddedildiğini öğrendiklerini, bu nedenle de zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, “SUMMER BREEZE” (eski ismi MYVİATOR) adlı 1986 model HULL: HATCT3011586 motor numaralı teknenin mülkiyetinin hükmen şirket adına kayıt ve tesciline, … 1. İcra Mahkemesinin 2005/439 esas sayılı dosyası 2012/2452-16662
üzerinden görülen davanın, davalı avukatın açık ihmal ve kusuru ile kaybedilmesi nedeni ile uğramış oldukları maddi zararlara karşılık şimdilik 10.000,00 YTL maddi, ayrıca uğramış oldukları manevi zararlara karşılık da 10.000,00 YTL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı şirket yetkililerinin, söz konusu tekne üzerine TMSF tarafından konulan haczin kaldırılıp tekneyi yurt dışına götürmek istediklerini belirtmeleri ve verilen vekaletname üzerine, vekillik görevini yerine getirdiğini, açmış olduğu davaların sonuçlarını beklerken, davacı şirket ile tanışmasına ve vekalet görevini üstlenmesine aracı olan dava dışı Av…. …’nın, 02.08.2005 tarihinde kendisini telefonla arayarak, TMSF tarafından 05.08.2005 tarihinde teknenin satışının yapılacağını bildirip, gerçek değerinden çok daha ucuza satılacak olan tekneyi, ihaleden kendisinin satın almasını önerdiğini, bunun üzerine, evini satıp, çevresinden de borç para alarak kendi adı ve hesabına ihaleye girmek suretiyle dava konusu tekneyi satın aldığını, iddia edildiği gibi şirketin nam ve hesabına satın almadığını, satış bedelinin de davacı tarafından değil, bizzat kendisi tarafından ödendiğini, davacının herhangi bir zararının da bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “tüm dosya kapsamından; dava konusu teknenin TMSF tarafından satışa çıkarılması üzerine davalı avukatın ihaleye girerken kendi adına ancak davacı hesabına hareket ettiği, bu nedenle teknenin mülkiyetini davacıya devretmesi gerektiği, her ne kadar satış bedelinin davacı tarafından karşılandığı ispatlanamamış ise de, bu durumun davalı avukatın, müvekkili olan davacı hesabına değil, kendi hesabına hareket ettiğini göstermediği, ancak davalının … olduğu bedelin kendisine verilmesini talep hakkı doğurduğu, öte yandan davalının, … 1. İcra Mahkemesinin 2005/439 esas sayılı dosyası ile görülmekte olan davanın bilirkişi ücretini yatırmakta bir ihmali varsa dahi, davacının salt bu sebeple davayı kaybetmiş olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, davacının ispat edilmiş bir zararı bulunmadığından maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde olmadığı” gerekçesiyle dava konusu teknenin davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-6100 sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının da birbirine uyumlu olması gerekir.
2012/2452-16662
Somut olayda mahkemece, “dava konusu teknenin, davacı şirket adına kayıt ve tescili” ile ilgili talep yönünden kararın gerekçesinde, davalı avukatın, dava konusu teknenin satış ihalesine kendi adına ancak davacı hesabına girerek, tekneyi satın aldığı kabul edilmek suretiyle teknenin mülkiyetinin davalı tarafından davacıya devredilmesi gerektiği belirtilmiş, ne var ki satış bedelinin davacı şirket tarafından karşılandığının ispatlanamaması nedeniyle de “davalının, … olduğu bedelin kendisine verilmesini talep hakkı bulunduğu” da açıklanmış olmasına rağmen, kararın “hüküm” fıkrasında ise, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan “tekenin satış bedeli” ile ilgili herhangi bir hüküm kurulmadan, “dava konusu teknenin davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tesciline” şeklinde hüküm kurulmuş olması nedeniyle, kararın gerekçesi ve hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır. Bu husus, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup mahkemece, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, ilk hükümle bağlı kalınmaksızın, ancak kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gereklidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 900,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 26.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.