Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/3785 E. 2012/12836 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3785
KARAR NO : 2012/12836
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile 15.6.2005 tarihinde yaptığı satış sözleşmesi ile davalıdan konut satın aldığını, sözleşmede konutun teslim süresinin 14 ay olarak kararlaştırıldığını, davalının taahhüdüne aykırı olarak konutu 8.6.2007 tarihinde teslim ettiğini, geç teslim nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000TL tazminatın faiziyle birlikte tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile talebini 2.539TL’ye çıkarmıştır.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava açıldıktan sonra 5.4.2011 tarihinde davacı, davalı ile yaptığı sözleşmeden doğan hakkını 3.kişiye devretmiş ise de, her dava açıldığı tarihteki hukuki duruma göre çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalı arasında konut satımı hususunda 15.6.2005 tarihinde sözleşme imzalandığı, davacının bu sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerini dava tarihinden sonra 5.4.2011 tarihli devir protokolü ile dava dışı … ’ya devrettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki HUMK’nun 186.maddesinde “Dava ikame edildikten sonra iki taraftan biri müddeabihi ahara temlik ederse diğer taraf muhayyerdir. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından sarfınazar ederek müddeabihe temlik eden kimseye karşı dava eder. Bu suretle davayı kazanırsa mahkumunaleyh, müddeabihi kendisine temlik eden kimse ile
2012/3785-12836
beraber masarifi muhakemeyi kefaleti müteselsile ile vermeğe mahkum olur. Dilerse davasını müddeabihi ahara temlik eden taraf hakkında zarar ve ziyan davasına tebdil eder.” hükmü düzenlenmiştir. Yine 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK.nın 125/2.maddesinde “Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.” hükmü düzenlenmiştir. Davalı vekili, davacının hakkını devrettiğini ileri sürerek aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini savunmuştur. Hakkını devreden davacı, niteliğini yitirmiş olup artık bu davayı takip edemez. Öyle olunca mahkemece anılan yasal düzenlemeler de dikkate alınarak davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 168.00 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 21.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.