YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4420
KARAR NO : 2012/11230
KARAR TARİHİ : 25.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı arsa sahibi ile ortak olarak müteahhitliğini yaptığı daireyi davalıya sattığını, fakat davalının bodrum katındaki depoyu istemediğini bunun üzerine bedelde tenzilat yapılarak, deponun kullanım hakkının kendisinin aldığını ve deponun davalı tarafından kullanımının engel olunması halinde tarafına ödenmesi için 7000 $ lık bono düzenlendiğini ve bononun arkasına bu durum şerh düşüldüğünüve deponun davalıca kendisine kullandırılmadığını beyan ederek, senet bedeli olan 7.000 $’nın fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası satış kuru üzerinden TL karşılığının davalıdan atahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, bononun kambiyo seneti özelliği olmadığı gibi, davacıya borcu da bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, geçerliliği mümkün olmayan bir akde dayalı olarak alacak talebini ileri sürülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve 2012/4420-11230
elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta yüklenici davacı (satıcı) davalı ise (alıcı) tüketici olup taraflar arasında şekilde 4077 Sayılı Yasanın 3.maddesinde tanzımı yapılan konut amaçlı taşınmaz satış sözleşmesi bulunmaktadır.
4077 sayılı Yasanın 23.maddesinde bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ayrı bir tüketici mahkemesi var ise görevsizlik kararı verilmesi yok ise ara kararıyla davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 18,40 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 25.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.