YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4531
KARAR NO : 2012/11294
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının 2006-2007 yıllarında madeni yağ ticareti yaptığı sırada büro komşusu olarak nakit sıkışıklığı çektiği, ödünç para vermesi durumunda nakit alımlarda büyük iskontolar olduğu, iyi kâr getireceği ve ayda % 4′ e varan kar payı vereceğini söyleyerek kendisinden 23.250,00 TL. ödünç para aldığını, kâr payı olarak bir kısım ödemeler yaptığını ancak bir yıl sonra ana para ödemesini yapmadığını, bunun üzerine C. Savcılığı’na şikayette bulunduğunu, davalının savunma dilekçesinde ödünç aldığını kabul ettiğini ancak ödeme iddiasında bulunduğunu, davalı aleyhine yaptığı takibe de itiraz edildiğini bildirerek itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile itirazın iptaline, takibin 9.900.TL asıl alacak üzerinden devamına, inkar tazminatına ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkâr tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal
2012/4531-11294
koşul değildir. İcra inkâr tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likid ve belli olması gerekir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likid ve belli olduğunun kabulü gerekir. Öte yanda alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan bu yasal kurallar ışığında dava konusu alacak belirli ve likid olduğuna göre talep gereğince davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken bu talebin kabul edilmemesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün aşağıdaki şekliyle düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca hükmün 2.bendinin hükümden tamamen çıkarılarak yerine aynen “alacak miktarının (9.900.TL) % 40’ı oranında hesaplanacak inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” sözlerinin eklenmesine, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 21.15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 26.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.