Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/5358 E. 2012/9869 K. 11.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5358
KARAR NO : 2012/9869
KARAR TARİHİ : 11.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi-tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan …‘in muhtelif sebeblerle borcu olduğunu, bu borçların tasfiyesi için 11.04.2003 tarihli porotokolün imzalandığını, portokole göre daha önceden davalı … Hekime verilmiş olan … marka tarktörün satışının iptal edildiğini ve davacıya iadesinin kararlaştırıldığı halde davalı … diğer davalı … ile işbirliği yaparak, davalı … ın davalı Aliye olan borcu nedeni ile bu traktörün ihtiyati haciz kararı ile … 2.icra Müdürlüğünün 2005/329 esaslı dosyası ile haczedilerek yediemin olarak borçlu Hasana teslim edildiğini, davalıların usulsüz biçimde traktörün zilyetliğini ve mülkiyetini ele geçirdiklerini ileri sürerek traktörün davalı adına olan tescilinin iptaline mümkün olmadığı takdirde traktörün bedeli olan 25.000 TL nin dava tarihinden faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 9000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt 2012/5358-9869
uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Öte yandan kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir.
Temyize konu davada, kararda “…davanın kısmen kabulüne ,9000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise “davalılar birlikte hareket ettiklerinden davacı zararından da müteselsil sorumludurlar.Kısa kararda “davalılardan müteselsilen “ ibaresinin zikredilmesi hususunda zuhule düşülmüştür.” şeklinde hüküm kurulmuş olması, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. Mahkemece 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacının ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün (BOZULMASINA), 2. bent gereğince davacının ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 134,40 TL. temyiz harcının istek halinde taraflardan iadesine, 11.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.