Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/5421 E. 2012/14910 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5421
KARAR NO : 2012/14910
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, maliki olduğu 13 nolu parseldeki taşınmazın satışı için davalıya vekaletname verdiğini, daha sonra tesadüfen satıldığını öğrendiğini, satış bedelinin bugüne kadar ödenmediğini, tahsili için yapılan takibe haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının öncesinde kendisinden satın aldığı taşınmazın bakiye bedelini ödemediğini ve yeniden satış masrafı olmaması için verdiği vekalet ile taşınmazı kendisine iade ettiğini , vekaletin satış amacıyla verilmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının satış bedelini tahsil etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Davacının, tapuda 13 nolu parselde kayıtlı taşınmazın satışı konusunda 3.9.2008 tarihli vekaletname ile davalıyı vekil tayin ettiği, bu vekaletnamede vekilin başkalarının tevkil, teşrik ve azle yetkili kılındığı, davalının bu yetkiye dayanarak 21.9.2008 tarihinde dava dışı …’ı tevkil ettiği, bu vekilin de 13 nolu parselde kayıtlı taşınmazı 21.9.2008 tarihinde, aynı zamanda dava dışı … vekili olan davalıya sattığı, satış bedelinin davacıya ödenmediği dosya içeriğinden anlaşıldığı gibi, bu hususlar mahkemenin de kabulündedir.
Uyuşmazlık, dava dışı vekil … tarafından 2012/5421-14910
davacıya ödenmeyen satış bedelinden alt vekil davalının davacıya karşı sorumlu olup olmayacağı hakkındadır. Davacı ile davalı arasında vekalet ilişkisi olduğunda duraksama yoktur.
Vekil, BK. 390 maddesi hükmüne göre müvekkiline karşı mesuliyeti, umumi surette işçinin mesuliyetine ait hükümlerine tabi olduğu gibi, müvekkiline karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir. Ayrıca vekil, başkasını tevkile mezun veya hal icabına göre mecbur olmadıkça veya adet başkasını kendi yerine ikameye müsait bulunmadıkça vekillik verilen işi bizzat kendisi yapmaya mecburdur.
Vekil yapılması için vekalet verilen işi bir üçüncü şahsa yaptırması halinde, BK. 391/ 1 ve 2. maddesi hükmüne göre vekil selahiyeti haricinde başkasını tevkil ettiğinde onun fiilinden kendisi yapmış gibi mesul olur. Vekil, başkasını tevkile selahiyettar olduğu takdirde, yalnız selahiyetini kullanırken ve talimat verirken takayyüt ve ihtimam göstermekle mükelleftir. Yine vekil yaptığı işin hesabını Bk. 392. maddesi hükmüne göre müvekkiline vermeye ve bu cihetten her ne nam ile olursa olsun almış olduğu şeyi müvekkiline vermeye mecburdur.
Yukarıda açıklandığı üzere vekil vekillik görevini ifa ederken özen ve sadakatla ve vekil edenin menfaatine uygun olarak yerine getirmekle mükelleftir. Davalı, vekaletteki yetkisine istinaden satışı yapan kişiyi vekil tayin ederken, o kişiyi seçmekte, ona talimat vermekte kusurlu olmadığını iddia ve ispat edememiştir. Öyle olunca, vekaletin yerine getirilmesinden ve yapılan işin hesabının verilmesinden davalı sorumludur. Kaldı ki, davalı vekil anılan taşınmazın alıcı Feyhan vekili olarak satın almış olup alt vekil …’ın davalıya hesap verdiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca mahkemece, taşınmazın satıldığı tarihteki gerçek rayiç bedeli bilirkişi aracılığı ile belirlenip, davacının icra takibindeki talebi de gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21,15 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 7.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.