Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/5959 E. 2012/9229 K. 05.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5959
KARAR NO : 2012/9229
KARAR TARİHİ : 05.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının damadı olduğunu, işletmesinin ihtiyacında kullanmak üzere bankadan kredi çektiğini, çekilen krediye kendisininde kefil olarak imza attığını, maliki olduğu evide ipotek ettiğini, kredi borcunu ödeyerek ipoteği kaldırttığını, alacağının rücuen tahsili için yaptığı icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline %40 icra inkar tazminatı ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne yasal şartları olmadığından inkar tazminatı isteğinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatı istemiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, alacak likit bulunmayıp yargılamayı gerektirdiğinden inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kotu niyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra
takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte yada bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunu kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kurallar ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde ıcra-inkar tazminatına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün karar bölümünün (1) nolu bendinde yer alan “davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” kısmının hükümden çıkarılmasına; yerine “davacı lehine asıl alacağın %40’ı oranında inkar tazminatına hükmedilmesine” sözlerinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 231,55 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 5.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.