Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/7392 E. 2012/22016 K. 04.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7392
KARAR NO : 2012/22016
KARAR TARİHİ : 04.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı şirketin işlettiği otelde tatil yaparken 12 yaşındaki kızlarının havuzdaki su kaydıraklarının hemen bitiminde bulunan beton bloğa çarparak yaralandığını, acilen ameliyat edildiğini ve halen fizik tedavi gördüğünü, davalının hiç bir önlem almadığını , kusur ve ihmali nedeni ile olayın gerçekleştiğini ileri sürerek, 5.000 TL. Maddi ve her bir davacı için 5.000 Tl. Olmak üzere toplam 15.000 TL. Manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 1.719,20 TL. maddi ve her bir davacı için 1.500 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalının kusur ve ihmali nedeni ile tatil yaparken 12 yaşındaki kızlarının havuzdaki beton bloğa çarparak yaralandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteği ile eldeki davayı açmışlardır. Davacıların kızlarının tıbbi belgeleri ile alınan doktor raporunda, sol tibia distal spiral parçalı kırığının mevcut olduğu açıklanmıştır. Mahkemece hükme esas alınan 20.3.2009 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalı işletmenin kaydırak havuzu civarında bir cankurtaran platformuna rastlanmadığı , havuz kullanım kuraları içinde çocuklar ve yaşları ile ilgili bir uyarıcı levhaya rastlanmadığı yine su yatağı ile kayılmayacağına ilişkin de bir kuralın bulunmadığı ayrıca,
2012/7392-22016
havuz ve civarında ailelerin çocuklarına dikkat etmeleri ve gözetmeleri gerektiğini belirten bir kurala da rastlanmadığı açıklandıktan sonra, havuzun ortasındaki beton bloğun, kayma sonucu gerçekleşen düşmelerin oluşturduğu dalgalanmayı önleme amaçlı olduğu ve normal kayma ile bu bloğa çarpmaların olmayacağının bildirildiği görülmüştür. Bilirkişi raporuna ekli olarak gösterilen resimlerde; kaydırağın bitimine belli mesafede havuzun diğer kısımını ayıran, ortasından geçecek şekilde belli bir yükseklikte beton bloğun bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan bilirkişi raporunda, normal kayma ile beton bloğa çarpmanın mümkün olmadığı açıklanmış ise de, anılan raporda, kaydırak ile beton blok arasındaki mesafe açıklanmadığı gibi, botla ya da başka materyallerle kaymaya da engel bir durum bulunmamaktadır. O halda kaydırak bitimindeki beton bloğun benzer şekildeki çarpmalara zemin hazırlayabileceği gözden uzak tutulmamalıdır. Kaldı ki, davalının havuz kullanımına ilişkin uyarıcı kuralları bulunmadığı gibi, cankurtaran platformunun da eksikliği dikkate alındığında, mahkemece davalıya atfedilen kusur oranının az olduğu kabul edilmelidir. Açıklanan nedenlerle davalı kusurunun davacı kusurundan daha fazla olduğu değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin bu yönleri göz ardı ederek, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 92.50 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, 4.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.