Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/8040 E. 2012/12696 K. 17.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8040
KARAR NO : 2012/12696
KARAR TARİHİ : 17.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, kardeşi olan davalıya kendi adına minibüs ve hattı almak üzere yurt dışından para gönderdiğini, ancak resmiyette bütün işlemlerin davalı adına yapıldığını, davalının minübüs ve hattını halen kullandığını, devrini de bugüne değin vermediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı bulunan… plaka sayılı hatlı minübüsün trafik kaydı ve davalı adına kayıtlı hattın iptali ile adına tescilini, mümkün olmadığı takdirde hat ve minübüs bedeli kadar tazminatın davalıdan yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 3.8.2010 tarihli sulh sözleşmesi uyarınca 6100 sayılı HMK’nun 315 maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının halen kullanmış olduğu ve davalı adına kayıtlı olan minübüs ile hattının kendi adına davalıya vermiş olduğu paralarla alındığını, kendisinin yurtdışında olması sebebiyle kaydın davalı adına yapıldığını, davalı tarafından minübüs ile hattın kaydının aktarılacağı inancıyla bugüne değin beklemesine rağmen devrin yapılmadığı ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilahare davacı, taraflarca mahkeme haricinde aktedilen 3.8.2010 tarihli sözleşme ile sulh oldukları belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi talep olunmuştur.
Bilindiği gibi, 1086 sayılı HUMK’nunda sulh müessesesi düzenlenmiş değildir. Ancak, sulh konusunda muhtelif yasalarda bazı hükümler mevcuttur. Gerek uygulamada ve gerekse bilimsel görüşlerde ittifakla kabul edilen görüşe göre; sulh bir sözleşmedir. Sulh sözleşmesi, o sözleşme ile ilgili bulunan tarafların arasında meydana gelmiş uyuşmazlığın taraflardan her birinin bazı haklarından fedakârlıkta bulunup uyuşmazlığı ortadan kaldırmaları konusundaki irade açıklamalarının birleşmesidir. Gerçekten Sulh (Vergleich), tarafların arasındaki hukuki münasebete ilişkin bir uyuşmazlığa veya şüpheli bir duruma son vermek amacıyla karşılıklı rıza ve fedakarlıkla yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh maddi hukuk bakımından borcu, usul hukuku bakımından ise davayı sona erdiren sebeplerdendir (Turgut Akıntürk – Müteselsil Borçluluk – … 1971 – Sayfa 187).
Taraflar arasında aktedilen 3.8.2010 tarihli sözleşme de bu kapsamda geçerli olup Mahkemece, dava ve sözleşmenin tarihi itibariyle sulhun tasdikine karar verilmesi gerekirken zaman bakımından olayda uygulanma olanağı bulunmayan 6100 sayılı HMK hükümlerince karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 17.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.