Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/8877 E. 2012/25432 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8877
KARAR NO : 2012/25432
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı gerçek kişilerin diğer davalı şirketin ortakları olduğunu, şirket ortaklarının dava dışı eşi vasıtasıyla kendisinden borç para istediklerini, kendisininde davalı şirketin banka hesabına 15030 TL havale ettiğini, ancak paranın kendisine geri ödenmediğini, paradan tüm davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek 15030 TL’nın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı gerçek kişiler, kendilerinin sorumlu olmadığını savunarak davanın reddini dilemişler, davalı şirket ise davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, şirket ortakları hakkındaki davada ortakların şirket borçlarından şahsi sorumlulukları olmayacağından ve husumet yöneltilemeyeceğinden ve ayrıca 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan, davalı şirket yönünden ise paranın şirkete borç olarak verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı eldeki davada, davalı şirketin banka hesabına borç olarak gönderdiği paradan diğer davalı şirket ortaklarınında sorumlu olduğunu ileri sürmüş bulunmaktadır
Mahkemece,davalı şirket ortaklarına husumet yöneltilemeyeceği gibi bu davalılar yönünden zamanaşımı süresininde dolduğu gerekçesiyle ortaklar hakkındaki dava reddedilmiştir. Hemen belirtmek gerekirki, davada husumet hususu mahkemece res’en gözetilmesine rağmen zamanaşımı defi’nin res’en gözetilmesi olanaklı olmadığı gibi husumet ve zamanaşımı hukuki olgularının sonuçlarıda birbirinden farklıdır. Bu itibarla davada husumet yokluğu var ise başkaca bir sebebe dayanılmaksızın davanın sadece husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir. Bir başka anlatımla, husumet yokluğu halinde başkaca bir red sebebine dayanılması olanaklı değildir. Dava konusu olayda ise, mahkemece, davalı şirket ortakları hakkındaki dava hem husumet yokluğundan ve hemde zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olup, bu durum ise yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırıdır. Mahkemece, değinilen bu yön gözetilerek davalı şirket ortakları hakkındaki davanın husumet yokluğu halinde öncelikle bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken ayrıca zamanaşımı nedeniyle de reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
3-Mahkemece, davacının yemin deliline dayanmadığıda gerekçe gösterilerek şirket hakkındaki davanında reddine karar verilmiş bulunmaktadır. Oysaki davacı, davalı …’in cevap dilekçesine cevap verdiği 5.9.2011 tarihli dilekçede deliller kısmında “her türlü delil” demek suretiyle yemin delilinede dayanmış olup, davalı şirket tarafından buna karşı konulmamıştır. Bu itibarla davacının davalı şirket yönünden yemin delilinede dayandığının kabulü zorunludur. Hal böyle olunca davacıya iddiasını ispat zımnında davalı şirkete yemin yöneltme hakkı olduğu hatırlatılarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekir. Mahkemenin, değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davacının diğer temyiz itirazlarının reddine 2 ve 3 numaralı bentler uyarınca temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.