Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/18893 E. 2013/32302 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18893
KARAR NO : 2013/32302
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı şirket vekili, şirkete ait teknenin, dava dışı … ve ….’nin borcundan dolayı, TMSF tarafından haczedilmesi üzerine haksız haciz işleminin kaldırılması amacıyla davalı avukata vekaletname verdiklerini, davalının tekne ile ilgili şirketi temsilen açmış olduğu ve şirket aleyhine açılmış olan davalar sürerken, teknenin TMSF tarafından ihale yolu ile satışa çıkarılması üzerine, ihaleye girmesi için davalıyı görevlendirdiklerini, davalının, 05.08.2005 tarihinde yapılan ihalede şirket nam ve hesabına tekneyi satın aldığını, ancak teknenin şirket adına kayıt ve tescilini sağlamadığını,Ayrıca tekne üzerindeki haczin kaldırılması için davalı avukat tarafından, … 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2005/439 esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın da, “verilen kesin süreye rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı” gerekçesi ile 10.10.2006 tarihinde reddedildiğini öğrendiklerini, bu nedenle de zarara uğradıklarını ileri sürerek; teknenin mülkiyetinin hükmen şirket adına kayıt ve tesciline, … 1. İcra Mahkemesinin 2005/439 esas sayılı dosyası üzerinden görülen davanın, davalı avukatın açık ihmal ve kusuru ile kaybedilmesi nedeni ile uğramış oldukları maddi zararlara karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, 10.000,00 YTL maddi ve 10.000,00 YTL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir
Davalı, davacı tarafça dava konusu tekne üzerine TMSF tarafından konulan haczin kaldırılmasını sağlamak amacıyla vekaletname verilmesi üzerine, davacı taraf adına vekillik görevi kapsamında açmış olduğu davaların sonuçlarını beklediği aşamada, davacı şirket ile tanışmasına ve vekalet görevini üstlenmesine aracı olan dava dışı avukat arkadaşının, 02.08.2005 tarihinde kendisini telefonla arayarak, TMSF tarafından 05.08.2005 tarihinde teknenin satışının yapılacağını bildirip, gerçek değerinden çok daha ucuza satılacak olan tekneyi, ihaleden kendisinin satın almasını önerdiğini, bunun üzerine, evini satıp, çevresinden de borç para alarak kendi adı ve hesabına ihaleye girmek suretiyle dava konusu tekneyi satın aldığını, iddia edildiği gibi şirketin nam ve hesabına satın almadığını, satış bedelinin de davacı tarafından değil, bizzat kendisi tarafından ödendiğini, davacının herhangi bir zararının da bulunmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dava konusu teknenin TMSF tarafından satışa çıkarılması üzerine davalı avukatın ihaleye kendi adına girerek tekneyi satın aldığı, tekneye ilişkin satış bedelinin de davalının kendisi tarafından ödendiği gerekçesiyle teknenin mülkiyetinin davacı adına kayıt ve tesciline ilişkin talebin reddine,tazminat talebine konu isteme ilişkin zararın da ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava,taraflar arasındaki avukat-müvekkil ilişkisi kapsamında davalı avukata tevdi edilen işe konu teknenin dava dışı alacaklı tarafından yapılan haczine bağlı olarak satışı sırasında, davalı avukatın ihaleye katılarak tekneyi satın alması nedeniyle sahip olduğu teknenin vekil-müvekkil ilişkisine göre mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacıya ait dava konusu teknenin TMSF tarafından haczedilmesi nedeniyle doğan hukuki ihtilafın çözümlenmesi amacıyla davacı ile davalı taraf arasında vekalet hukuku kapsamında hukuki ilişki tesis edilmiş olup, davalı tarafında kabulünde olduğu üzere bu haciz işleminin kaldırılarak,davacıya tesliminin sağlanması amacıyla hukuki yardımda bulunmak üzere davacı tarafından davalı avukata vekalet verilmiştir.
Avukatın, vekil olarak borçları Borçlar Kanununun 389 ve devamı maddelerinde gösterilmiş olup, vekil, adı geçen Kanunun 390. maddesine göre müvekkiline karşı vekaleti 2013/18893-32302
“sadakat ve özenle” ifa etmekte yükümlüdür. Vekil, sadakat borcu gereği olarak müvekkilinin yararına olacak davranışlarda bulunmak, ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak zorunluluğundadır. “Özen borcu” ile ilgili Avukatlık Kanununun 34. maddesinde mevcut olan, “Avukatlar, yüklendikleri görevleri, bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık ünvanının gerektirdiği saygı ve güvene yakışır bir şekilde hareket etmekle yükümlüdürler.” şeklindeki hüküm ise, avukatlık mesleğinin bir kamu hizmeti olması nedeniyle, Borçlar Kanununun 390. maddesinde düzenlenen vekilin özen borcuna göre çok daha kapsamlı ve özel bir düzenlemedir.
Vekalet sözleşmesi kapsamında vekilin bir diğer yükümlülüğü de “hesap verme borcu” olup, vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup;işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince vekil, talep üzerine veya talep olmaksızın yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya mecburdur.
Vekalet ilişkisi kapsamında vekalete konu işlerin vekil tarafından takibi sırasında yapılan işlemlerin müvekkil hesabına yapılması asıl olup,bu durumun aksine olarak,vekilin vekalet ilişkisinden bağımsız olarak kendi adına işlem yaptığını ve bu durumu müvekkiline bildirdiğini genel ispat kuralları çerçevesinde kanıtlaması gerekir.
Somut uyuşmazlığa konu olayda,dava dışı alacaklı TMSF tarafından dava konusu tekneye haciz işlemi uygulanması sonrasında,davacı tarafından teknenin kendilerine ait olduğu ileri sürülerek,bu tekne üzerindeki haczin kaldırılarak davacıya tesliminin sağlanması amacıyla davalı avukattan hukuki yardım talep edildiği,davalı tarafça davacının avukatlığının üstlenilerek,davalı avukat tarafından … 1. İcra hukuk mahkemesinin 2005/439 esas sayılı dosyasına konu haczin kaldırılması talepli istemin şikayet yoluyla dava edildiği anlaşılmaktadır. Davalı avukat tarafından açılan bu davanın yapılan yargılaması sırasında dava konusu tekne ihale yoluyla satışa çıkarılarak, 05.08.2005 tarihinde yapılan ihale ile davalı avukata satılmıştır. Davalı avukat tarafından teknenin ihale ile satışının yapıldığı tarih olan 05.08.2005 tarihinde alacaklı TMSF’ye hitaben gönderilen ihtarnamede müvekkili şirketin ağır mağduriyetinin önlenmesi ve teknenin gerçek bedelinden daha az bir değer gösterilerek satılacak olunması nedeniyle farklı menfaatlerin önlenmesi bakımından şahsı adına ihaleye gireceğini bildirmek suretiyle kendi adına ancak müvekkili şirket hesabına hareket ettiğini 2013/18893-32302
kabul etmiştir. Davalı avukat tarafından ihale tarihinden önce vekalet ilişkisinden bağımsız olarak tekneyi şahsı adına satın alacağına dair davacı müvekkile yapılmış bir bildirim bulunduğu hususu iddia ve ispat edilemediği gibi,davalı avukat tarafından TMSF hitaben gönderilen 05.08.2005 tarihli ihtarname içeriği dikkate alındığında davalı avukatın tekneyi müvekkili davacı şirket hesabına aldığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca mahkemece davacının teknenin mülkiyetinin adına tesciline ilişkin talebi yönünden;Davacı her ne kadar dava dilekçesinde teknenin mülkiyetinin adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ise de,tescil işlemleri idari işlem niteliğinde olup ,mahkemece idareyi zorlayıcı nitelikte karar verilemeyeceği gözetilerek mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tesbitine ilişkin karar vermekle yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.