Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/19765 E. 2013/31646 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19765
KARAR NO : 2013/31646
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı; Avukat olduğunu, davalı ve dava dışı diğer dosya borçlusu … ile aralarında ücret sözleşmesi düzenlendiğini, avukatlık ücretinin 5.000 TL’sinin peşin ödendiğini, sözleşme konusu ihtilafın dava açılmaksızın giderilmesine rağmen bakiye kalan 10.000 TL’nin ödenmediğini, … 5.icra müdürlüğünün 2012/1086 esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline takip konusu alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere inkar tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; avukatlık ücret sözleşmesinde bahsi geçen şirkette ortaklığının bulunmadığını, imza yetkisinin olmadığını, söz konusu sözleşmeyi şahit olma iradesi ile imzaladığını, davacının kötü niyetli olarak kendisini borç altına sokmak istediğini bildirerek davanın reddine davalının %40 tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile davalının ücret sözleşmesi gereğince ödemesi gereken bedeli ödemediğini belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptalini istemi, davalı ise ücret sözleşmesini şahit sıfatıyla imzaladığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, avukatlık sözleşmesinde davalının hangi sıfat ile sözleşmeyi imzaladığının belirtilmediği, davalının borç altına girmesini gerektirir
bir neden bulunmayıp, sözleşmeyi tanık sıfatı ile imzaladığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de, incelenen dosya içeriğine göre; davaya konu bila tarihli sözleşmede, davalının imzasının diğer borçlu dava dışı Ali ile yan yana bulunmakta olup, ayrıca hangi sıfatla imzaladığı belirtilmiş olmamasına göre tanık sıfatı ile imzaladığı hususunun ispat yükü davalıya aittir. Zira T.B.K madde 17/2 yollaması ile T.B.K 14.maddesi gereğince, sözleşmelerde borç altına girenlerin imzalarının bulunması asıldır. Hal böyle olunca, ispat yükü de ters çevrilmek suretiyle, davacının tanık dinlenmesine muvafakati bulunmadığı halde tanık beyanlarına itibar edilerek, davalının şahit sıfatı ile anılan sözleşmeyi imzaladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, BOZMA nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle, davacının temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2.bentte açıklanan nedenle, davalının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.