YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21377
KARAR NO : 2013/31679
KARAR TARİHİ : 18.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, muhasebeci olduğunu, muhasebe kayıtlarının ücret karşılığında tutulması konusunda davalıyla anlaşarak 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılı için sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeler gereğince edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının verilen hizmetin bedelini ödemediğini ve alacağın tahsili için yapılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşmelerin kötüniyetli olarak sonradan doldurulduğunu, davacının verdiği muhasebe hizmet bedelinin ödendiğini, davacının alacağının bulunmadığını, dört yıl ücret almadan muhasebe hizmeti verilmesinin mümkün olmadığını ve talep edilen faizin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, muhasebecilik işlemlerinin yürütülmesi dolayısı ile ödenmediği iddia edilen ücret alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davalı, 2013/21377-31679
Davacıya muhasebe ücretini ödediğini savunmuş, delil olarak da kendisinin ve davacının ticari defterlerine, banka hesap kayıtlarına ve düzenlenen makbuzlara dayanmıştır. Tarafların banka hesap özetleri ve sözleşmeler ile serbest meslek makbuzları dosyaya sunulmuştur. Bilirkişi imzalanan sözleşmelere göre hak edilen ücreti ve dosyaya getirilen davalının banka hesap özetine göre yapılan ödemeleri tespit ederek davacının alacağını hesaplamış, fakat davacının kestiği serbest meslek makbuzları ile davalının yaptığı ödemelere ilişkin belgeler araştırılmamıştır. Bilirkişi raporu bu haliyle yetersiz olup hükme esas alınamaz. Mahkemece, tarafların tahsilat ve ödemelere ilişkin makbuzları varsa getirilerek incelenmesi ve yapılan tahsilat ve ödemelerin tarihler ile davacı tarafından ihtirazı kayıt konulup konulmadığının tespit edilmesi gerekir. Davacı, davalının yaptığı ödeme belgesine ihtirazı kayıt koymamış ise davalının makbuzla ödeme yaptığı en son tarihten önceki dönemlere ait ücreti talep edemeyecektir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususlar değerlendirilmemiş olup bilirkişiden yukarıda açıklanan hususları içeren ek rapor alınarak sonucuna uygun karar verilemesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Mahkemece asıl alacak olan 7.995.00 TL’ye aylık %4 yıllık %48 temerrüt faizi uygulanmasına karar vermiş ve davalı temerrüt faizi yönünden kararı temyiz etmiştir. Uyuşmazlığın Dairemiz incelemesine geldiği aşamada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinde, “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır” denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76. faize ilişkin 88. Temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)’nun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz
borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; uyuşmazlığın çözümü bakımından karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler içeren 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı yürürlük Kanununun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar değerlendirildiğinde; TBK’nun 88 ve 120. Maddelerinin emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re’sen gözetileceğinin kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK’nun 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesi gerekmektedir. Buna göre, TBK 88. maddesinden de açıkça anlaşıldığı gibi; faiz (anapara faizi) ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmeyle kararlaştırılmış ise borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun gereğince belirlenen faizin %50’sini aşamayacaktır. Hal böyle olunca; mahkemece, yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında gerekirse bilirkişiden ek rapor alınarak karar verilmesi gerekir. Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenler davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.