YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21408
KARAR NO : 2013/31680
KARAR TARİHİ : 18.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalının taşınmazlarının satışı için kendileriyle sözleşmeler imzaladığını, taşınmazların satışı için sözleşmelerle yüklendikleri edimleri yerine getirdiklerini, taşınmazların belirlenen süre içinde sözleşmeye aykırı olarak davalı tarafından başka kişilere satıldığını, geçerli sözleşme gereğince ödenmesi gereken ücretin ödenmediğini ve alacağın tahsili için yapılan icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, sözleşmelerdeki boşlukların bilgisi ve rızası dışında anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, sözleşmelere yapılan ilavelerin kendisini bağlamayacağını ve sözleşmelerin geçersiz olduğunu ve geçerli kabul edilse bile davacıların sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediklerini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, davalıya ait taşınmazların satışı için tellallık sözleşmeleri imzalandığını ve bu sözleşmelerle üstlendikleri edimleri yerine getirdiklerini fakat davalının sözleşmeye aykırı davranarak hak ettikleri ücreti ödemediği iddiasıyla eldeki davayı açmışlardır. Davalı, sözleşmelerdeki boşlukların sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, sözleşmelerin geçersiz olduğunu ve davacıların üstlendikleri edimleri yerine getirmediğini savunmuştur. Mahkemece, sözleşmelerin geçerli olduğu ve davacıların kararlaştırılan ücreti hak ettikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Tellallık sözleşmesine ilişkin olarak 818 sayılı
2013/21408-31680
Borçlar Kanunun 404. maddesinde “Gayrimenkul tellallığı, akdi, yazılı şekilde yapılmadıkça muteber olmaz.” şeklinde yapılan düzenleme ile gayrimenkul tellallığı sözleşmesinin geçerliliğinin tarafların ortak iradesini yansıtacak şekilde yazılı olması şartına bağlanmıştır. Gayrimenkul tellallığı sözleşmesinin hukuken geçerlilik kazanabilmesi için sözleşmenin hem yazılı yapılması hemde sözleşmeyi her iki tarafında birlikte imzalaması gerekir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere göre taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin geçerli ve hukuken bağlayıcı olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan ve geçerli olduğu anlaşılan 10.05.2007 tarihli sözleşmeye göre 156.000.00 YTL ve 04.12.2007 tarihli sözleşmeye göre ise 19.200.00 YTL ücretin ödenmesi taahhüt edilmiştir. Davalının, geçerli olan bu sözleşmelere rağmen davacıları devre dışı bırakarak taşınmazları sattığının anlaşılması nedeniyle imzaladığı sözleşmeler gereğince ödemeyi taahhüt ettiği tellallık ücretlerini ödemekle yükümlü olduğu hususunda duraksama olmamalıdır. Bunun dışında talep edilen kısımların ise cezai şart niteliğinde olduğunun kabulü gereklidir. Davalı tacir olmadığından, BK.nun 161/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde ise tenkisi gereklidir. Ceza koşulunun fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber, borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. Dava konusu olayda, tüm bu olgular dikkate alındığında, cezai şartın fahiş olduğunun kabulü gerekir. O halde, komisyoncu olan davacıları devre dışı bırakarak taşınmazları satılması nedeniyle sözleşmelerde öngörülen ve dava konusu yapılan 156.000.00 YTL ve 19.200.00 YTL ücretin ödenmesinin yanında geri kalan 156.000.00 YTL ve 19.200.00 YTL cezai şarttan da BK’.nun 161/son maddesi gereğince indirim yapılarak davalının sorumlu tutulması gerekirken, mahkemece az yukarıda açıklandığı gibi yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 24.30 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.