YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21951
KARAR NO : 2013/31270
KARAR TARİHİ : 12.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, 15.7.2007 tarihinde saat 18.30 sularında rahatsızlanan …’nın hemen davalı hastaneye kaldırıldığını, durumu acil olmasına rağmen uzun süre müdahalede bulunulmadığını, tüm ısrarlarına rağmen branş doktoru çağrılmadığı gibi tetkiklerinin de yapılmadığını, gece 02.00 sularında davacının felç geçirdiğini, buna rağmen sabaha kadar hiçbir işlem yapılmadığını, doktorların müdahale etmediğini, sadece hemşirelerce iğne yapıldığını, başka hastaneye götürmek istediklerinde durumu zorlaştırdıklarını, kapıdan çıkarken tomografi çekelim diyerek kendilerini geri döndürdüklerini, bu sebeple zaman kaybettiklerini, buradan ayrılarak başvurdukları hastanede yüksek tansiyonun kontrolsüz ve aniden düşürülmesi nedeniyle beyin sapında tıkanma gerçekleştiği ve uzun süre bakıma muhtaç kalacağının tespit edildiğini, diğer davacı eşin bütün bu yaşananların üzüntüsü ile rahatsızlanarak beyin kanaması geçirdiğini, davalının çalışanları nezdinde kusurlu davranışları nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürerek … için 16.000, 00TL, … için 4.000, 00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada dayanılan maddi olguları hukuksal açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak HUMK.76. maddesi gereği doğrudan hakimin görevidir.
Dava, davacının tedavisini üstlenen davalı hastane ve çalıştırdığı elemanın tedavi sırasındaki kusurları nedeniyle oluşan zararın giderilmesine ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayanılmıştır. (818 s. BK. 386-390) Vekil vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. (BK.321/1 md.) O nedenle sağlık memuru ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
Vekil, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmak ve en emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1 maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Yine 4.4.1997 tarihinde imzalanan ve 9.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren Avrupa Biyotıp Sözleşmeside iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, sözleşmenin amaç başlıklı 1. maddesi bu sözleşmenin tarafları tüm insanların hayatını ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlüdürler, yine 4. maddesinde ise, “araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir” düzenlemesi mevcuttur. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi yada yaşam kalitesinin yönelmesi zorunlu olduğu belirtilmektedir.
Somut olay incelendiğinde, yüksek tansiyon şikayeti ile davalı hastaneye yatışı yapılan davacı …’nın uygun tedavi uygulanmadığından bahisle rahatsızlığının ağırlaştığı, kusurlu eylem nedeniyle manevi zarara uğranıldığı iddiası ile açılan tazminat davasında mahkemece alınan Adli Tıp Raporunda davacı … yönünden yapılan müdahalenin tıbbi kurallara uygun olduğu mütalaa edilmesi üzerine davanın reddine karar verilmiştir.
Olaydan sonra davacıların İl Sağlık Müdürlüğüne yapılan şikayetleri üzerine alınan 12.5.2008 tarihli nöroloji uzmanınca hazırlanmış inceleme raporunda hastanın hem kardiyoloji hem de nöroloji uzmanınca tetkiki gerekirken yalnızca kardiyolojik takibinin yapıldığı, uzun saatler nörolog tarafından muayene edilmeksizin bekletildiği ve tek yönlü tedavi uygunlandığı, bu durumun tıbbi kurallara aykırı olduğu, hastanenin hem idari hem de cezai anlamda sorumluluğunun bulunduğu bildirilmiştir. Mahkemece hükme dayanak tutulan Adli Tıp Kurumu raporu neticeten müdahalenin uygun olduğunu bildirmiş ise de, İl sağlık Müdürlüğünce yapılan incelemeye neden itibar edilmediği hususunda bir açıklama bulunmadığı gibi rapora itirazlarda değerlendirilmemiştir. Bu nedenle, aralarında kardiyoloji, nöroloji, acil servis konusunda uzman, üniversitelerden akademik kariyere sahip bilirkişi heyeti oluşturularak yapılacak inceleme sonunda İl Sağlık Müdürlüğünün raporu tartışılarak ve taraf delilleri de dikkate alınarak davalının özen borcuna aykırı davranıp davranmadığı tespit edilmeli ve yasal düzenlemeler dikkate alınarak karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan 21.15 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.