YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/25022
KARAR NO : 2013/32286
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 14.07.2011 tarihinde dava dışı…ile davalı tarafından imzalanan tüketici kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, davalı bankanın borcun ödenmemesi nedeniyle dava dışı asıl borçlu ve kendisi hakkında …. İcra Müdürlüğü’nün 2012/1533 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, Tüketici Yasası kapsamında asıl borçluya başvurmadan kefilden borcun ifasının istenemeyeceğini belirterek icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının takip dosyasında borcu kabul ettiğine dair dilekçe verdiğini, davacının borcu kabul ettikten sonra açtığı bu davanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı ile asıl borçlu…arasında 14.07.2011 tarihinde imzalanan tüketici kredisi sözleşmesine davalının da kefil olduğu, kredi borcunun taksitlerinin ödenmemesi ve davacı bankanın asıl borçlu ve kefil olan davalı aleyhine icra takibi başlatması üzerine de davacı banka tarafından … bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Yasanın 10.maddesinin 3.fıkrası “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği
hallerde, kredi veren asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” düzenlemesini getirmiştir. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, emredici hükümlerin mahkemece re’sen dikkate alınması zorunludur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davacı banka asıl borçlu aleyhine icra takibi yapıp, takip semeresiz kalmadıkça kefilden borcun ifasını isteyemez. Somut olayda alacaklı, asıl borçlu ile birlikte kefil hakkında da takipte bulunmuş olup, anılan yasa gereğince kefil olan davalıya ancak asıl borçluya karşı yapılan takibin sonuçsuz kalması halinde başvurulabileceğinden mevcut icra dosyasında geçerli bir takip ve ödeme emri bulunmadığının kabulü gerekir. Bu nedenle davacı yanca borcun kabul edildiğine dair verilen dilekçeye itibar edilemez. Öyleyse davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan husus göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 24.30 TL harcın istek halinde iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.