YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/26276
KARAR NO : 2014/34106
KARAR TARİHİ : 04.11.2014
MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 25/06/2013
NUMARASI : 2011/165-2013/305
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı O.. Petrol Mamülleri Tic. ve Ltd. Şti. vekili avukat N.. Ç.. K.. geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı şirketle varılan sözlü anlaşma gereğince istasyonun bitişiğinde bulunan ve belediye tarafından yol artığı olarak ihdas edilen iki parselin ihaleyle alınıp tevhit işlemlerinin yapılması, belediyede yapılan girişimlerle bu taşınmazların imar planına sokularak inşaat izni alınması ve davalının bayilik sözleşmesinin şartları iyileştirilerek yenilenmesi, davalının işlettiği akaryakıt istasyonunun tadilat projesinin hazırlanıp yürütülmesi ile ilgili tüm işlemler ve akaryakıt istasyonuna LPG ruhsatı alınması için tüm işlerin takip edilerek yerine getirildiğini fakat yapılan hizmetlerin bedelinin ödenmediğini ileri sürerek söz konusu hizmetlerin bedeli olan 15.000.00 TL’sının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, akaryakıt istasyonunu kiracı olarak işlettiğini, taşınmazın maliki olmadığını, taşınmazın aynına ilişkin olarak yapılan işlerin bedelinin kendisinden talep edilemeyeceğini, davacılarla dava konusu işlerin yapılması konusunda bir sözleşmenin yapılmadığını, taraflar arasında akdi ilişkinin olmadığını ve iddia edilen hizmetlerin verilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir
Mahkemece, davanın kabulüne, 15.000.00 TL alacağın tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, davalıyla iki parsel taşınmazın alınması, birleştirilmesi, belediyeden imar izni alınarak akaryakıt istasyonu inşa edilmesi, tadilat yapılması ve bayilik sözleşmesinin daha iyi şartlarda imzalanması hizmetlerinin verilerek ilgili tüm işlerin takip edilmesi konusunda anlaştıkları ve söz konusu hizmetlerin verilmesine rağmen hizmetlerin bedelinin ödenmediğini iddiasıyla eldeki davayı açmış olup davalı ise taraflar arasında böyle bir anlaşmanın olmadığını ve akdi ilişkinin kurulmadığını savunmuştur. Mahkemece, davalı şirketin işletmekte olduğu benzin istasyonun projesinin hazırlanması ve inşası konusunda dinlenen tanık anlatımlarından davalı tanıklarının olumsuzluğuna ilişkin beyan karşısında davacı tanıklarının taraflar arasında anlaşma yapıldığını ve bu yönde imar planında değişiklik taşınmaz birleştirilmesi ve proje hazırlanması konusunda ki doğrudan görgü bilgiye dayalı anlatımlar yeterli görüldüğü, davacıların taraflar arasında ki anlaşmaya dayanarak iddia edilen faaaliyetler yaptıkları ve anlaşma gereğince yapılan işler karşılığı talep edilen alacağın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince, herkes iddiasını ispatla yükümlü olup davacılar akdi ilişkiyi yasal delillerle kanıtlamak zorundadır. Davacılar, dava konusu hizmetlere ve yapılan sözleşmeye ilişkin olarak yazılı bir belge sunamamış olup akdi ilişkisinin sözlü olarak kurulduğunu ileri sürmüştür. HUMK’nun 288.(HMK 200) maddesine göre müddeabihin miktarına göre somut olayda tanık dinlenemez. Davacılar, sunulan delillerle davalı ile akdi ilişkinin varlığını yazılı delille ispat edememiştir. Bu durumda davacıların iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Ne var ki, davacıların delilleri arasında “sair kanıtlar” demek suretiyle yemin deliline de dayandığı anlaşılmakla, davalı tarafa yemin teklif hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 256,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.