Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2013/32053 E. 2013/31860 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/32053
KARAR NO : 2013/31860
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi, karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava dışı … “ün malik olduğu taşınmazlarını satması için davalılardan … “e 4.12.2007 tarihinde vekaletname verdiğini, davalı … “in bu vekaletnameye istinaden taşınmazları 4.12.2007 tarihinde dava dışı …a sattığını, 7.12.2007 tarihinde de … “ın taşınmazları diğer davalı … sattığını, davalının taşınmaz satış bedelinden elde ettiği parayı vekalet veren …e ödemeyerek vekalet görevini kötüye kullandığını, dava dışı…tarafından … 1.İcra Müdürlüğünün 2009/4158 esas sayılı takip dosyası ile 29.06.2009 tarihinde davalılar aleyhine takip başlatıldığını, takip devam ederken bu kez dava dışı takip alacaklısı … den noterden 3.07.2009 tarihli temlikname ile takip dosyasına konu edilen alacağı ferileri ile birlikte temlik aldığını belirterek, davalıların aleyhlerine başlatılan icra takibine de haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazlarının iptaline ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davacının dava dışı … den noter belgesi ile alacağını temlik almakla beraber, …nün bu dosyada davalı olarak gözüken kişilerden alacağı olup olmadığının ispatlanmadığı, bu konuda yazılı bir delilin olmadığı, davalı … “in vekaleten sattığı taşınmazlardan elde ettiği parayı … vermediğine dair yeterli delilin olmadığı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı hususunun ispat edilemediği, davalı …’in iyiniyetli tapuya güven ilkesi ile hareket eden kişi konumunda olduğu gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı…nün davalı…e verdiği satış vekaletnamesine istinaden yaptığı satışlardan elde ettiği satış bedelini… ödemediğini ve …nün alacağının tahsili için başlatığı takip dosyasındaki alacağı temlik aldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise …nün talimatlarına uygun hareket ettiğini, davacının iddia ettiği olayların doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, dava dışı …nün alacağının ispatlanmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava vekalet hakkını kötüye kullanmadan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392. maddesinde belirtilen vekilin hesap verme yükümlülüğüne dayanmaktadır. BK.nun 392. maddesi, vekilin vekaleti ifa için veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler, kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorundadır. Taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığı, mahkemenin de kabulündedir. Vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince, vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Gerçekten de, vekalet ilişkisi aynı zamanda aşırı güvene dayalı bir sözleşme ilişkisi olup, müvekkil vekiline güven duymak zorundadır. Vekil; vekaleti sadakat ve özenle ifa etmelidir ve vekaletin ifası sırasında kendisine karşı duyulan güvene uygun olarak vekil edeninin yararlarını sözleşmeyle güdülen amaç çerçevesinde korumak yükümü altındadır” (BK. md. 390/2). O nedenle vekil, sadakat borcu gereği olarak vekil edenin yararına ters düşecek ve ona zarar verecek davranışlardan kaçınmak yükümü altındadır.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı vekilin özen borcu gereği vekaleten sattığı taşınmazların bedelini alacağını temlik eden …ye ödediğini ispat etmesi gerektiği açıktır. Hal böyle olunca mahkemece, vekalet akdinin kötüye kullanılmasından doğan alacağın işin esasına girilerek belirlenmesi sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 990,00 TL duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 24.30 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.