YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/10739
KARAR NO : 2015/4990
KARAR TARİHİ : 19.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacı vekili avukat … geldi. Davalı taraftan gelen olmadığından, onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, davacılardan …’in davalı doktora 10.09.2008 tarihinde dizlerindeki ağrılar nedeniyle ameliyat olduğunu ancak daha sonra yürüyemez hale geldiğini, akabinde davalı doktorun çeşitli tedaviler önererek kendisini oyaladığını, daha sonra …. Sosyal Sigortalar Hastanesine gittiğinde ameliyat sırasında tendonların koparılmış olduğunun söylendiğini, bu durumun ameliyattan 8 gün sonra çekilen röntgenden de belli olduğunu, … de tekrar ameliyat olduğunu ancak diz ve ayak hareketlerinin %30 unu kaybettiğini, kızı …’ın annesine yardım için İngiltere’deki işini bırakıp geldiğini ileri sürerek, … için 40.000TL manevi, 60.000TL maddi, kızı … için 5.000TL manevi, 25.000TL maddi tazminat istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacılardan …’in dizlerindeki ağrılar nedeniyle davalı doktora ameliyat olmasından sonra yürüyemez hale gelmesi nedeniyle, açılmış olan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesidir. Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışından doğan zararlardan sorumludur. O nedenle vekil konumunda olan ve davacı …’in tedavisini yapan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerekir. Mahkemece, davalılara kusur izafe etmeyen, 20.02.2013 tarihli 2. İstanbul Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu benimsenmek suretiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan …’nin 23.03.2009 tarihli yazısı, … il Sağlık Müdürlüğü’nün 11.08.2009 tarihli raporu ve … Tabip Odası’nın 28.09.2010 tarihli kararı ile bu kararı onayan TTB Yüksek Onur Kurulu’nun kararında davalının kusurundan bahsedilmektedir. Hal böyle olunca, aradaki çelişkiyi gidermek için, mahkemece yapılacak iş, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında dava konusu ameliyat hususunda uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği hususunda, davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı konusunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi iken, bu yönler göz ardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Ayrıca, dosyanın incelenmesinde, 16.03.2010 tarihli celsede, davacılardan Nazan’ın davayı takip etmediği belirtilmiş ve bu davacı için müracaata bırakılma ara kararı verilmiştir. O halde, bu davacı açısından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, davanın reddine dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 24,30 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.2.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.