YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12315
KARAR NO : 2015/17240
KARAR TARİHİ : 28.05.2015
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının dava dışı .. olan borcuna kefil olduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle alacaklı tarafından asıl borçlu ve kefiller aleyhine icra takibi başlatıldığını, kefil sıfatıyla toplam 2.800,00-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, ödenen meblağın tahsili için başlatılan .. İcra Müdürlüğü’nün 2010/694 sayılı icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ve dava dışı … ile birlikte gübre ve gübre makinesi aldıklarını, aynı senede imza attıklarını, senet vadesinde ödemeyince aleyhlerinde icra takibi başlatıldığını, kendisinin de icra dosyasına ödeme yaptığını, alınan gübre ve makineyi davacının kullandığını, asıl borçlunun davacı olduğunu, kefil sıfatı ile senedi imzaladığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine, .. İcra Müdürlüğü’nün 2010/694 Esas sayılı dosyasındaki takibin iptaline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalının kefili sıfatıyla ödenen borcun rücuen asıl borçludan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı, asıl borçlunun davacı olduğunu, dava dışı kooperatiften alınan gübre ve gübre makinesinin davacı tarafından kullanıldığını, kendisinin davacının kefili olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, tanık ..ün beyanı dikkate alınarak davacının asıl borçlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 200. ve devamı maddelerine göre davanın değeri itibariyle davacının açık muvafakati olmaksızın olayda tanık dinlenemez, dinlenen tanık beyanlarına değer izafe edilerek karar verilemez. Tüm dosya kapsamından lehtarı dava dışı … olan 10/03/2007 tanzim ve 11/12/2007 vadeli 1.816,20-TL’lik bonoyu davalının 1. müşterek ve müteselsil borçlu, davacının 2. müşterek ve müteselsil borçlu, dava dışı Sefer Yörük’ün ise 3. müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla imzaladığı, borcun ödenmemesi üzerine dava dışı Kooperatif tarafından bu şahıslar aleyhine icra takibi başlatıldığı ve davacının icra dosyasına ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Davacı, icra dosyasına davalının kefili sıfatı ile ödeme yaptığını ileri sürmekte, davalı ise asıl borçlunun davacı olduğunu savunmaktadır. Dava dışı Kooperatif tarafından mahkemeye hitaben yazılan 29/10/2012 tarihli yazı ile fatura kimin adına düzenlenmiş ise malzemeyi o kişinin satın aldığı bildirilmiş olup; faturanın davalı … adına düzenlendiği görülmektedir. Hal böyle olunca, davalının asıl borçlu olduğu dava dışı alacaklının beyanı ile de sabit olup, davacının bonoyu davalının kefili sıfatı ile imzaladığı ve kefil sıfatı ile icra dosyasına yaptığı ödemeleri davalıdan isteyebileceğinin kabulü gerekir. Mahkemece, bu yönler gözetilmeden yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 28.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.