YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17323
KARAR NO : 2015/8357
KARAR TARİHİ : 16.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat . .. ile davacı Asil … ve vekili avukat …’nun gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıya vekalet verdiğini, davalının bu vekalete dayalı olarak kendisine ait taşınmazı sattığını, bu satışı belediyeye bildirilmediği için taşınmazın emlak vergilerini de kendisinin ödediğini ileri sürerek; taşınmazın dava tarihindeki satış değeri karşılığı şimdilik 14.000 TL’nin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile ödediği vergiler nedeniyle 1.000 TL’nin ödenme tarihinden itibaren yasal faiziyle ve manevi tazminat olarak 5.000 TL’nin yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 19.11.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile de dava tarihindeki değer olarak tespit edilen 80.000 TL’nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazın satıldığı sırada davacıya haber verdiğini, arsayı sattığı kişinin kendisine parayı ödememesi üzerina davacıya ödeme yapamadığını, davacının mağdur olmaması için bir başka araziyi davacıya vermeyi önerdiğini ancak davacının kabul etmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece dava tarihindeki rayiç satış değeri 80.000 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline, davacının vergilere ilişkin talebini atiye bırakması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı yanca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, hukuki niteliği bakımından Borçlar Kanununun 392 maddesine dayanan vekilin hesap verme yükümlülüğünden kaynaklanmaktadır. BK.nun 392. maddesi, vekilin vekaleti ifa İçin veya ifa dolayısıyla aldığı şeyleri derhal müvekkile verme borcu ile borç para borcu ise zamanında yerine getirilmemesi yüzünden faiz ödeme borcunu düzenlemiştir. Geniş anlamda hesap verme yükümlülüğünün diğer bir görüntüsü de vekilin vekaleti dolayısıyla üçüncü kişilerden müvekkil nam ve hesabına para tahsil ettiği hallerde sözkonusu olur. Vekil, müvekkilden veya üçüncü kişilerden aldığı değerler ve kendi ücret, masraf ve tazminat alacakları hakkında hesap vermek zorunluluğundadır. Hesap verme borcu hukuksal nitelikçe bir yapma borcudur.
Somut uyuşmazlık itibariyle davalı vekilin davacıya ait taşınmazdaki hisseyi vekil sıfatı ile 07.07.1987 tarihinde sattığı ve satış bedelini davacıya ödemediği sabit olduğu gibi bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece az yukarıda açıklanan yasa maddesine gözetilerek davaya konu taşınmazın satış tarihindeki raiç bedeli belirlenmeli, belirlenen bu bedelin satış tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihindeki rayiç bedel üzerinden davanın kabulüne dair hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.366,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 16/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.