YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17662
KARAR NO : 2015/8982
KARAR TARİHİ : 23.03.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat . . . ile davalı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 75 nolu parselde bulunan arsa üzerinde bina yapımı konusunda kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme gereği payına düşen 2 nolu daireyi satmayı düşündüğünü davalıya söylediğini, davalının bu daireyi değerinde satabileceğini, bunun için kendisine vekalet vermesini söylemesi üzerine davalıya vekalet verdiğini, davalının bu vekalete istinaden daireyi …’e sattığını, davalının bu daireyi 75.000,00 TL ya sattığını söylemesine rağmen 113.000,00 TL ya sattığını öğrendiğini ileri sürerek, eksik ödenen 38.000,00 TL nın tapu devir tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kendisine sadece 2 nolu dairenin satışı için değil, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği uhdesinde kalan dairelerin bir kısmı için genel vekaletname verdiğini, dava konusu dairenin …’e satılmadan önce davacı tarafından karkas haldeyken pazarlık usulüyle kendisine ve …’e ortak olarak satıldığını, ancak davacının bu satışı gizlediğini, Derviş’le bu daireyi davacıdan yatırım amaçlı olarak 75.000,00 TL ya satın aldıklarını, daireyi aldıktan sonra eksiklerini tamamlayarak 113.000,00 TL ya …’e sattıklarını, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 4. maddesinde de “zemin kat mal sahibine sadece duvarları örülü olarak teslim edilecek ve camları takılacak” düzenlemesinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, tanık beyanı ve tanık beyanını destekleyen kat karşılığı inşaat sözleşmesinde dava konusu yerin mal sahibine karkas olarak teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, bina karkas halde devredildiğine göre, arada bu kadar farkın olmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, tapunun davacının üzerinde olması nedeniyle 3. şahsa devirde davacının adının geçmesinin normal olduğu, dosya kapsamındaki delillerle davacının iddiasını ispat edemediği ve yemin deliline başvurmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalının, vekalet görevini kötüye kullanması, özellikle de, vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırılarak açılmıştır. Gerçekten de vekil, vekaleti iyi bir surette ifa ile yükümlüdür. (B.K. md. 390/2) Eş söyleyişle, müvekkilin kendisine verdiği görevi özen ve sadakatle ifa etmek yükümlülüğü altındadır. Öte yandan, müvekkilin talebi üzerine, yapmış olduğu işin hesabını vermekle, her ne nam ile olursa olsun, almış olduğu şeyi müvekkile tediye etmekle yükümlüdür. (B.K.md. 392/1). Vekilin hesap verme yükümlülüğüne, üçüncü kişilerden aldığı değerler öncelikle dahildir. Belirtilen yükümlülüklere aykırı davranılması halinde vekilin, müvekkile karşı, onun bu yüzden uğradığı zararı tazmin yükümlülüğünün ortaya çıkacağı da çok açıktır. Her ne kadar mahkemece, tanık beyanları esas alınarak ve mahallinde keşif yapılmaksızın davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, vekilin hesap verme yükümlülüğü bulunduğundan, davada ispat yükü vekil olan davalıdadır. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında düzenlenen 03.11.2003 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 4. maddesinde “Zemin kat mal sahibine sadece duvarları örülü olarak teslim edilecek ve camları takılacak” düzenlemesi mevcuttur. Bu durumda anılan dairenin karkas halde davacıya teslim edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, vekil olan davalı, dava konusu taşınmazı karkas halde dava dışı …’e ne kadar bedelle satabileceği uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilmeli, gerektiğinde bu dosya ile irtibatlı olduğu bildirilen Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/627 Esas sayılı dava dosyasının da celp edilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahallinde inceleme yapılmaksızın, yasal olarak dinlenmesi mümkün olmayan tanık beyanları esas alınarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23/03/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.