YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19559
KARAR NO : 2015/10487
KARAR TARİHİ : 02.04.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, … Temsilcisi olarak emlak komisyonculuğu yaptığını, davalı ile davalının dairesinin 300.000,00TL bedelle satışı hususunda 30/06/2012 tarihine kadar geçerli olan 12/12/2011 tarihli “Satıcı-Kiraya Veren Sözleşmesi” imzalanarak akdedildiğini, verilen yetki çerçevesinde kendisinin alıcı temin ettiğini ve alıcı ile kendi arasında 07/05/2012 tarihli “Emlak alım/satım protokolü” imzalandığını, ancak davalının satıma yanaşmadığını, bu halde sözleşmeye göre davalının satış bedelinin %6+KDV’sini ödemesi gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00TL’nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Eldeki davada davacı emlakçı, davalının sözleşmeye aykırı olarak, satışı engellemesi nedeniyle, komisyon alacağını istemiş; davalı, davacının komisyon ücretini haketmediğini savunmuş; mahkemece ise, “söz konusu yerin davacı tarafından tespit edilen kıymetinin düşük gösterilmesi ve “tellallık hizmetinin yerine getirilmemesi bu durumda davalının davacının bulduğu müşteriye yeri satmak zorunluluğu bulunmadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında düzenlenen 12/12/2011 tarihli “Satıcı-Kiraya Veren Sözleşmesi” nin 3. bendinde, sözleşme süresince emlakçı tarafından alıcı bulunmasına rağmen, müşteri herhangi bir sebepten satışı engelerse, satış bedelinin %6+KDV sini ödemeyi kabul edeceği, öngörülmüştür. Dosya içerisinde bulunan, 14.05.2012 tarihli ihtarname kapsamına göre davacı, alıcı bulduğunu ve satış bedelinin eksiksiz ödeneceğini, 31.05.2012 tarihinde tapuda hazır olunması gerektiğini bildirmiş olup, ihtarname davalıya 23.05.2012 tarihinde tebliğ olmuştur. Yine davacı tarafından, 31.05.2012 günü davalının tapuda hazır olmadığına ilişkin tutanak sunulmuştur. Zaten, davalının da tapuda hazır olduğuna ilişkin bir savunması olmadığı gibi, aksine 15.05.2012 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini belirtmiştir. Bu yön mahkemenin kabulündedir. Hâl böyle olunca davalının sözleşmeyi haksız olarak fesh ettiği ve sözleşmenin bitim tarihine kadar tarafların sözleşmeyle bağlı olmaları gerektiğinin kabulü zorunludur. Taraflar arasındaki sözleşmede satış bedeli 300.000,00TL olarak belirlendiğine göre, artık davalı bu bedelin düşük gösterildiğini, bu nedenle taşınmazının satışını gerçekleştiremediğini ileri süremez. Davacı, sözleşme süresi içerisinde alıcı bulduğunu ve davalının satışı engellediğini yazılı delillerle ispat ettiğine göre, mahkemece yapılacak iş, davanın esasına girilerek sonucuna göre karar tesisi gerekirken, afaki gerekçelerle yazılı şekilde, davanın reddi yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 02/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.