YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21486
KARAR NO : 2015/32075
KARAR TARİHİ : 05.11.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı şirketlerin oluşturduğu adi ortaklıktan 14.01.2008 tarihinde imzalanan adi yazılı sözleşme ile …, …, … ada …parselde inşa edilen … projesi kapsamında ….ü satın aldığını, tapusunu da devraldığını, satış bedeli olan 186.000- Amerikan Dolarını ödediğini, sözleşmeye göre bağımsız bölümün 30.07.2010 tarihinde teslim edilmesi gerektiği halde iki seneyi aşkın süredir teslim edilmediğini, 06.06.2012 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek sözleşmenin feshi ile 186.000-Amerikan Doları karşılığı 355.000-TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek mevduat faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, konut teslimindeki gecikmenin sözleşmede tanımlanan mücbir sebep ve beklenmeyen hallerden kaynaklandığını, piyasalarda yaşanan kriz ve imar planında değişiklik yapılması nedeniyle teslimin geciktiğini, bağımsız bölümün 19.06.2012 tarihinde teslimi için davetiye çıkartıldığı halde davacının hiçbir gerekçe göstermeksizin davete icabet etmediğini, davacının satış bedelinin tamamını ödeyerek ve tapusunu alarak seçimlik hakkını sözleşmenin aynen ifası yönünde kullandığını, mülkiyeti devraldıktan üç sene sonra böyle bir davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, taraflar arasında 14.01.2008 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığı, konut tesliminin 30.07.2010 olarak kararlaştırıldığı, konutun tapusunun 29.06.2009 tarihinde davacı adına tescil edilmiş olduğu ve davalılar tarafından 01.06.2012 tarihinde konutun teslime hazır hale geldiğine dair bildirimin davacıya gönderildiği ve 05.06.2012 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davacının 06.06.2012 tarihinde davalılara fesih ihtarı çektiği, bu durumda sözleşmenin feshi değil varsa gecikme nedeni ile tazminat veya tapu iptali ile ödenen bedelin talep edilebileceği, davacının bu yönde bir talebi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, davalılardan satın alınan bağımsız bölümün taahhüt edilen tarihte teslim edilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshi ve satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Dava konusu bağımsız bölümün taraflarca imzalanan teslim tarihinde değişikliğe ilişkin tutanakta belirtilen tarihte teslim edilmediği ve davacının satış sözleşmesini haklı nedenle feshettiği sabit olup, bu durumda davacı tüketici sözleşmeyi ayakta tutmaya zorlanamaz. Davacı, Tüketici Kanununda düzenlenen seçimlik haklarından istediğini kullanmakta serbest olup, eldeki davada seçimlik hakkını sözleşmenin feshi ve ödenen bedelin iadesi yönünde kullanmıştır. Açıklanan nedenle davalıların teslime davet belgesinin fesih tarihinden önce yada sonra davacıya tebliğ edilmiş olması esasa etkili değildir. Kaldı ki, PTT sorgulama kayıtlarından söz konusu davetin 08.06.2012 tarihinde bir başka ifade ile fesih ihtarından sonra tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 5.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.