Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/22422 E. 2015/27958 K. 29.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22422
KARAR NO : 2015/27958
KARAR TARİHİ : 29.09.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı Belediye, “Katı Atık Toplama, Taşıma, Süpürme ve Kent Temizliği” işinin ihale ile davalı şirkete verildiğini, davalı şirketin çalıştırmış olduğu işçilerden….’in iş akdinin feshedilmesi üzerine iş mahkemesinde açmış olduğu davada, dava konusu işçilik alacaklarının üst işveren sıfatıyla Belediyeden, alt işveren sıfatıyla da davalı şirketten müteselsilen tahsiline karar verildiğini, başlatılan takip üzerine ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, oysa ki taraflar arasındaki sözleşme ve şartnameler gereğince yüklenici şirketin, ihale konusu işin ifası için çalıştırdığı işçilerin her türlü hak ve alacaklarından nihai olarak sorumlu olduğunu ileri sürerek, asıl davada dava dışı işçiye yapılan 28.433,84 TL ödemenin, aynı nedenlerle açmış olduğu birleşen davada ise 3.945,15 TL ödemenin, ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece kısa kararda, “davanın kısmen kabulüne (14.216,92 ve 1.972,57), fazlaya ilişkin talebin reddine” şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise, davanın kısmen kabulüne, 14.216,92 TL’nin dava tarihi 8.3.2012 tarihinden itibaren ve ve 1.972,57 TL’nin dava tarihi 20.7.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davacı, asıl ve birleşen davalarda, talep etmiş olduğu alacağına, ödeme tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesini talep etmiş olup, mahkemece verilen kısa karada, “davanın kısmen kabulüne (14.216,92 ve 1.972,57), fazlaya ilişkin talebin reddine” şeklinde karar verilip, faiz ve başlangıç tarihi ile ilgili bir açıklama yapılmazken, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise, asıl ve birleşen davalarda hükmedilen alacak miktarlarına, dava tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi suretiyle, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. Bu husus, kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır.
Öte yandan davaların birleştirilmesi durumunda, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği halde, asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması da, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir
O halde mahkemece, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi ve yine asıl ve birleşen davalarda ayrı ayrı hüküm kurulması için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gereklidir.
2-Bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 276,50 TL harcın istek halinde davalıya ve davacıya iadesine, 29/09/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.