YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23965
KARAR NO : 2015/20487
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazın satışı hususunda davalıya vekâlet verdiğini ve taşınmazın 28.06.2011 tarihinde dava dışı şahsa satıldığını, satış bedelinin 145.000,00 TL olduğunun bildirildiğini ve bu bedelin 100.000,00 TL’sinin kendisine ödendiğini, bakiye bedelin ödenmediğini, davalı tarafından bildirilen satış bedelinin de gerçek satış bedeli olduğu konusunun net olmadığını, satış tarihi itibariyle taşınmazın değerinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kendisine ödenmeyen 45.000,00 TL’nin satış tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın değer tespitinin hukuki yarar yokluğundan reddine, 45.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, vekâlet sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece hükmolunan alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş ise de, Borçlar Kanunun 508. maddesine göre hesap verme yükümlülüğü altında bulunan vekil, bu sorumluluğundan doğan alacağın faizinden de hesap verme yükümlülüğünü doğuran eylem itibariyle sorumlu olacaktır. Bu halde alacağa satış işleminin gerçekleştirildiği tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7. maddesi gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün 2.fıkrasında yer alan “Davanın satış bedeli yönünden KABULÜ ile 45.000,00.-TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine” ifadesinin çıkarılarak yerine “Davanın satış bedeli yönünden KABULÜ ile 45.000,00.-TL.nin 28.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” söz ve rakamlarının yazılarak kararın düzeltilmesine, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 16/06/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.