Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/24010 E. 2015/32269 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24010
KARAR NO : 2015/32269
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılar ile 1.1.2010-31.12.2015 tarihlerini kapsayan süre için 4.1.2010 tarihinde mali müşavirlik ve muhasebecilik sözleşmesi imzalandığını, 16.4.2010 tarihinde sözleşmenin haksız olarak tek taraflı olarak feshedildiğini, 16.10.2010 tarihine kadar olan alacağının …Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/708-2011/549 esas ve karar sayılı kesinleşen mahkeme kararı ile aldığını, eldeki davada, dönem sonuna kadar bakiye alacağının sözleşmenin ve 5.6.maddesine göre % 50 artışlı olarak % 4 aylık faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dosyanın incelenmesinde; Davalı şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili diğer davalı Ahmet ile davacı arasında 1.1.2010-31.12.2015 tarihlerini kapsayan 4.1.2010 tarihli mali müşavirlik ve muhasebecilik sözleşmesi imzalandığı, 16.4.2010 tarihinde ise sözleşmenin davalı şirket tarafından tek taraflı olarak feshedildiği, sözleşmede, aylık ücretin 400 TL olarak belirlendiği, 5.6.maddesinde iş sahibinin tek taraflı olarak sözleşmeyi feshi halinde bakiye ücretin % 50 artışlı olarak peşin ödeneceği, ödenmemesi halinde % 4 aylık faizi ile tahsilinin talep edileceği, 5.8.maddede iş sahibinin şirket olması halinde şirket yetkilisinin de bu sözleşmeden doğan borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin tek taraflı feshi nedeniyle davacının 16.4.2010 tarihine kadarki sözleşmeden doğan alacağını İzmir 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/708-2011/549 esas ve karar sayılı kesinleşen mahkeme kararı ile aldığı, eldeki dava dosyasında ise 2011-2015 dönemi ücret alacağının tahsilinin talep edildiği, mahkemece, sözleşmenin davalıca tek taraflı ve haksız feshedilmesi nedeniyle sözleşmenin 5.6.maddesi uyarınca ücretin %50 artışlı ve aylık %4 faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği görülmüştür. Kural olarak davacı, sözleşmedeki kararlaştırma nedeniyle fesih sonrası döneme tekabül eden ücretinin tamamını isteyebilir. Ne var ki, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Türk Borçlar Kanununun 325.maddesinde “ İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir işle kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeye mecburdur.” hükmüne yer verilmiş olup, bu maddeye göre, davacının sözleşmenin feshinden itibaren sözleşme süresi sonuna kadar başka işlerden elde edebileceği kazanç nazara alınarak, hak ve nesafet ilkeleri doğrultusunda hesaplanan alacaktan makul oranda indirim yapılıp yapılmayacağı hususlarının tartışılması gerekirken, buna uyulmadan hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Bu hususun daha önceki davada ileri sürülmemesi ise eldeki davada sonuca etkili değildir.
3-Mahkemece davacı talebi gibi, alacağın aylık % 4 faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Uyuşmazlığa ilişkin olarak; gerek yargılama aşamasında gerekse temyiz incelemesine geldiği aşamada 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 2. maddesinde ” Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır ” denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “ Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi görülmekte olan davalarda da uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 88. Maddesinin “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz ” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Sözü edilen maddelerin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re’sen gözetileceğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca 6098 sayılı TBK’nun 88 ve 120.maddelerinin ve 6101 Sayılı Yürürlük Kanununun eldeki davanın karar tarihinden önce yürürlüğe girmiş olması ve halen devam eden davalarda da uygulanması gereken hükümler niteliğinde olmasına göre, işbu davada hükmolunan aylık % 4 faizin yıllık % 48 faize tekabül ettiği, davacının da tacir olmadığı gözetilerek mahkemece, belirtilen hususları kapsayan taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle davalıların sair temyiz taleplerinin reddine, 2. ve 3.bentte açıklanan nedenle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.