YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26573
KARAR NO : 2015/20500
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri…’nın 16.02.2010 tarihinde Akbank, … Şubesinden 20.000,00TL tutarlı 36 ay vadeli tüketici kredisi kullandığını, kredi taksitlerini 16.06.2012 tarihine kadar düzenli olarak ödediğini, 11.07.2012 tarihinde vefat ettiğini, murisin hayat sigortası bulunmadığından borçtan sorumlu olduklarının Banka tarafından kendilerine bildirildiğini, bu nedenle dört taksidi ödemek zorunda kaldıklarını, banka tarafından murise 16.02.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli hayat sigortası yapıldığını, davalı Banka tarafından miras bırakandan “Sigorta Prim Tahsilatları Ödeme Talimat” alındığını, üzerindeki izahat ışığında kredi süresi boyunca murisin hayat sigortası kapsamında yer alması gerektiğini, bu husustaki tüm işlemleri gerçekleştirme yükümlülüğünün sözleşme hükümleri gereğince Banka üzerinde olduğunu, davalı Bankanın sözleşme gereklerini yerine getirmeyerek miras bırakanın hayat sigortasını yenilemediğini ileri sürerek, haksız olarak tahsil edilen 2.780,24 TL’nin ödendiği tarihten itibaren en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan tahsiline, bakiye kredi borcu 2.712,16 TL’den ise borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Banka, sözleşmenin 8.3 maddesine göre hayat sigortası yaptırma yükümlülüğünün kredili müşteriye ait olduğunu, hayat sigortasını yenileme mecburiyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, murislerinin davalı Bankadan kullandığı konut kredisi nedeniyle hayat sigortası yaptırdığını, murislerinin 11.07.2012 tarihinde vefat ettiğini, hayat sigortasının yenileme döneminde davalı Bankanın yenileme yapmadığı gibi uyarıda da bulunmadığını bildirerek oluşan zararlarının tahsili ve bakiye kredi borcu yönünden borçlu olmadıklarının tespiti için eldeki davayı açmışlardır. Davalı Banka, aralarındaki sözleşme hükümlerine göre hayat sigortası yaptırma yükümlülüğünün davacıların murisine ait olduğunu, murisin yenileme yolunda bir talebinin bulunmadığını savunmuştur. Uyuşmazlıkla ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri incelendiğinde; 17.01.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 01.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar uygulama Esasları Yönetmeliği”nin “Amaç” başlıklı bölümünde, “Bu Yönetmeliğin amacı, kredi kuruluşları tarafından verilen kredilerle bağlantılı olan zorunlu ve ihtiyari sigorta ürünlerinin sunumunda birlik ve güvenilirliği sağlamak, sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehdarların hak ve menfaatlerini korumak ve verilecek hizmete ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.” denilmekte, “Kapsam” başlıklı bölümünde ise, “Bu Yönetmelik, Türkiye’de faaliyet gösteren her türlü kredi kuruluşunun sağladığı kredilerle bağlantılı yaptırılan ihtiyari ve zorunlu sigortaları ve bu sigortalar dahilinde verilecek teminatları kapsar.” denildikten sonra aynı Yönetmeliğin “İhtiyari Sigortalar” başlığında düzenlenen, 6. maddesinin 2. fıkrasında da, “İhtiyari sigortalarda, kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir.” denilmektedir.
Davacıların murisi ile davalı Banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinin, “Sigorta Hükümleri” başlıklı 8.3 maddesinde “Banka dain ve mürtehin olacak şekilde Banka ile mutabık kaldığı ve aşağıda yer alan prim ödeme koşulları kapsamında Banka’nın acentesi olduğu sigorta şirketine veya dilediği sigorta şirketine karşılıklı mutabakata varılmak suretiyle, Kredili müşteri, hayat sigortası yaptıracağını, (Konut finansman kredisi kapsamında kullanılacak kredilerde konut sigortası ve hayat sigortası yapılması isteğe bağlıdır) sigorta sözleşmelerini Banka alacağının tamamen tahsil edileceği tarihe kadar yenileteceğini, mevcut/ yapılacak/ yenilenecek tüm sigorta poliçelerinin üzerinde Banka’nın adına dain ve mürtehin olarak gösterileceğini, Söz konusu hayat sigortası poliçesinde Banka’nın dain ve mürtehin olarak gösterilmesi nedeniyle, sigorta süresi içinde kredili müşterinin vefatı halinde sigorta şirketince ödenecek tazminattan ödeme günündeki Banka’ya olan borcun mahsubundan sonra kalacak olan meblağın kanuni mirasçılarına (sakatlık halinde ise Banka’ya olan borcun mahsubundan sonra kalan tutarın kendisine) ödenmesini, tazminatın krediden kaynaklanan Banka borcunu karşılamaması durumunda, bakiye alacak meblağın kanuni mirasçılardan tahsil edilmesini kabul, beyan ve taahhüt eder”. hükmü bulunmaktadır.
Mahkemece, davalı banka tarafından hayat sigortası yapıldığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki, kredi sözleşmesi nedeniyle hayat sigortası yapılmasındaki amaç, Banka yönünden kredi borcunun teminat altına alınması olduğu kadar, belli bir prim borcu getirmekle birlikte, sigortalının da bunda menfaatinin olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümünde, her iki tarafın da hak ve menfaatlerinin gözetilip korunması esas alınmalıdır. Nitekim, kredi sözleşmeleriyle bağlantılı sigortaların yapılması halinde sigorta ettirenlerin, sigortalıların ve lehdarların hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla çıkarılan, “Bireysel Kredilerde Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği”, 17.1.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak, 1.2.2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Her ne kadar, az yukarda açıklanan kredi sözleşmesinin 8.3. maddesindeki düzenleme ile, hayat sigortasının yenilenmesi konusunda davalı Bankaya değil, kredi borçlusuna yükümlülük getirildiği anlaşılmakta ise de, yine az yukarda sözü edilen Yönetmeliğin ilgili hükmü gereğince de, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğu kredi veren Bankaya ait olmakla birlikte, kredi süresi içerisinde sigorta poliçesini yenileme sorumluluğunun da kredi kullanana ait olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, dain ve mürtehin sıfatına sahip, kredi veren kuruluş olan ve aynı zamanda sigorta şirketinin acentesi olan davalı Bankanın, 16.02.2011 tarihinde sona eren davacıların murisine ait hayat sigortasının yenilenmesi için, en azından muhatabına bildirim yapmak suretiyle kredi borçlusunu konu ile ilgili bilgilendirmesi, asgari özen yükümlülüğünün bir sonucu olduğu gibi, Medeni Kanunun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarının da bir gereğidir. Ancak bu kabule rağmen, sigortanın yenilenip yenilenmediğinin de, kredi borçlusu tarafından takibi gerekeceğinden, uyuşmazlık konusu olan “2011 yılı itibariyle hayat sigortasının yenilenmemesi” ve bu nedenle davacıların uğradıkları zararlar nedeniyle tarafların müterafık kusurlu oldukları sonucuna varılmalıdır. O halde mahkemece tarafların kusur oranları takdir edilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.