Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/27921 E. 2015/19036 K. 08.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27921
KARAR NO : 2015/19036
KARAR TARİHİ : 08.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı,davalının avukatlığını üstlenerek davalının dağyeli köyünde bulunan taşınmazları yönünden 5233 sayılı yasa kapsamında gerekli başvuruları ve görüşmeleri yaptığını ,işlemlerin devamı sırasında davalının haksız olarak kendisini azlettiğini ve vekalet ücretini ödemediğini,bu ücretin tahsili amacıyla davalı aleyhine icra takibi yaptığını,davalının itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazlinatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı,davacının kendisini bilgilendirmediğini,ilgili dosyayı kontrol ettiğinde dört yıl boyunca işlem yapılmadığını tespit ettiğini,ayrıca başka kişilerden ücret almadığı halde kendisinden 250 TL alarak yanılttığını bu nedenle haklı olarak azlettiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile, Batman 2. İcra Müdürlüğünün 2013/2653 esas sayılı dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına,Asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, alacağın yargılamayı gerektirdiği ve borçlu tarafından belirlenebilir nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.Bu durumda hükmedilen alacağın likit olduğundan söz etmek mümkün değildir.Böyle olunca davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeni bir yargılamayı gerektirmediğinden HMUK’un 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine,ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci paragrafında yer alan “ Asıl alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ” cümlesinin hükümden çıkarılmasına,yerine “ Yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 08.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.