YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27931
KARAR NO : 2015/20503
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 01.06.2001-31.10.2003 tarihleri arasında davalının kabin personeli olarak görev yaptığını, davacının bu dönemde davalı şirket tarafından lisans kaybı sigortası kapsamında sigortalandığını, ne var ki yaşanan ekonomik krizler nedeniyle sigortayı iptal ederek ödenen primlerin sigorta şirketinden iade aldığını, davalının sigorta primlerine ilişkin icra takibi başlatması üzerine icra dosyasına haciz tehdidi altında ödenen 11.763,78TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile 11.763,78TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, icra doyasına haciz tehdidi altında ödenen paranın istirdatına ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nun 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nun 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nun 298/2. maddesi gereğince de, gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir.
Somut olayda mahkemece kararın “hüküm“ başlıklı bölümünde, 11.763,78 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmişse de, kararın gerekçe bölümünde ise 11.163,78TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Böylece kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu husus, az yukarda açıklanan kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup mahkemece, 10.4.1992 gün ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak kısa karar ile gerekçeli karar ve hüküm fıkrası arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gereklidir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.6.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.