Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/28125 E. 2015/35876 K. 08.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/28125
KARAR NO : 2015/35876
KARAR TARİHİ : 08.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekki kuruma bağlı …’nde temizlik işlerinin davalı şirket tarafından yapıldığını, davalı şirketin temizlik işlerinde 01.01.2006-31.12.2007 tarihleri arasında çalışan işçilerden … tarafından, …İş Mahkemesi’nin …sayılı dosyası ile davalı şirket ile müvekkili kurum aleyhine işçilik alacakları konulu dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda hüküm altına alınan alacağın … İcra Müdürlüğü’nün … sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, tahakkuk eden toplam 8.983,12 TL alacağın müvekkili tarafından ödendiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre ödenen alacaklardan davalı şirketin sorumlu olduğunu ileri sürerek, 8.983,12 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 8.728,66 TL alacağın ödeme tarihi olan 14.01.2013 tarihinden itibaren hesap edilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, hizmet ihalesinin davalı tarafça üstlenildiğini, aralarında yapılan sözleşmeye göre; işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış olup, dava dışı işçinin işçilik tazminatlarının tahsili için açtığı dava sonunda hesaplanan tazminatın eldeki davanın tarafı olan davacı ve davalıdan tahsiline karar verildiği ve icra takibi sonunda da, davacı tarafından ödendiği ihtilafsızdır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçiye ödenen bu tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Bu cümleden olarak, davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmenin 23. maddesinde; yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın emredici hükümleri ile genel şartnamenin 6. bölümünde düzenlenmiş olduğu yüklenicinin bunlara aynen uymakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de, Genel Şartnamenin 6.bölümünde dava konusu ile ilgili bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece; taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin 23. maddesi ve bu sözleşmenin eki olan hizmet işleri genel şartnamesinin 6. bölüm 38/7 maddesinde; yüklenicinin sözleşme ile ilgili işçilik haklarından ve işçi ile arasındaki ihtilaflardan kendisinin sorumlu olacağı açıkça belirtilmiş olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; bahse konu madde incelendiğinde; bu maddenin davalı yüklenicinin işverdiği alt yükleniciler ile ilgili olduğu, dava konusu ile ilgisinin bulunmadığı görülmüştür. Sözleşmelerin diğer hükümleri incelendiğinde de, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş akitlerinden doğacak tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. O halde mahkemece, … İş Mahkemesi’nin …sayılı ilamı ile hükmedilen kıdem tazminatı talebi yönünden her alt işverenin yanında çalışılan süre ile orantılı olarak sorumlu oldukları ve bu sorumluluğunda davacı ile yarı yarıya paylaşılması gerektiği, ihbar tazminatı yönünden ise hükmedilen bedelin tamamından davalı son işverenin sorumlu olduğu, hükmedilen diğer kalemler yönünden ise davacı ile davalının yarı yarıya sorumlu oldukları göz önünde bulundurularak bu ilkeler doğrultusunda alanında uzman yeni bir bilirkişiden gerekirse taraf ve yargı denetimine açık yeni bir bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yetersiz bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 149,00 TL harcın istek halinde iadesine, 08/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.