YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/29472
KARAR NO : 2015/22544
KARAR TARİHİ : 29.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı yanca imzası inkar edilmeyen zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklı alacağının tahsili için davalı hakkında icra takibi yaptığını ancak davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 dan az olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ancak icra inkar tazminatı hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. hüküm davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm davacının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı eldeki davada, davalı yanca imzası inkar edilmeyen zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklı alacağının tahsili için başlattığı takibi vaki itirazın iptali ile yüzde 20 icra inkar tazminatı istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ancak icra inkar tazminatın hakkında olumlu Ya da olumsuz bir karar tesis edilmemiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. İncelenen dosya içeriğine göre de; imzası inkar olmayan bonodan kaynaklı alacağın miktarı davalı yanca bilinebilir olmakla, artık dava konusu alacağın likit olduğunun da kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu konuda bir karar verilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeğinden kararın düzeltilerek onanması HUMK’un 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte belirtilen nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte belirtilen nedenle, davacının temyiz itirazının kabulü ile, temyiz olunan hükmün karar bölümüne “Davacı lehine asıl alacağın yüzde 20’si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine” sözlerinin eklenmesine, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 281,97 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan 94,00 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 29.6.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.