Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/29933 E. 2015/33448 K. 17.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/29933
KARAR NO : 2015/33448
KARAR TARİHİ : 17.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR

Davacı, 17.5 dönüm arazisinin 10.5 dönümüne nar meyvesi yetiştirmek üzere modern bir bahçe tesisi kurduğunu, davalı …. ünvanlı firma ile temasa geçerek 2007 Şubat ayında 830 adet hicaz nar fidanı diktiğini, dikimden bir yıl sonra, satın aldığı nar fidanlarının tamamının siyah bir renk alarak kuruduğunu, bunun üzerine bahçesine iki ziraat mühendisi davet ederek yapılması gereken işlemler hakkında bilgi aldığını, gelen uzmanların ise gövdede hastalık olduğunu, dip sürgünlerinden yeni gövdeler oluşturmak gerektiğini belirttiklerini, kuruyan fidanların dip kısmından çıkan sürgünlerden üç dört tanesinin ayrılarak geriye kalan fidanların tamamının kesilip imha edildiğini, 2008 Temmuz ayında hastalıklı fidanı kökünden sökerek analize gönderdiğini, gelen raporda Fusarium kök hastalığının tespit edildiğini, önlemlere uymasına rağmen sonuç alamadığını, fidanların 2010 yılı itibariyle gelişmediğini ileri sürerek; 2007-2011 yıllarındaki iş, emek ve para kaybının, dört yıl boyunca kazanç desteğinden yoksunluk ve hastalıklı fidanların sökülüp imha edilmesi için yapılan harcamaların tespit edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, tarlasına ekmek için satın aldığı nar fidanlarının hastalıklı olduğu iddiasıyla eldeki davayı açmıştır. 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde; “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan yasanın 3/d maddesinde, “hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 Sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin bulunması gerekir. 4077 sayılı yasanın 23.maddesi bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağını öngörmüştür.
Somut olay değerlendirildiğinde taraflar arasındaki satım ilişkisi mesleki amaçlı olup, davacının Yasada tanımlanan şekilde tüketici olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemenin gerekçeli karar başlığında “Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla” yazıyor olması ve mahkemenin, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanuna atıf yaparak gerekçesini oluşturması sebepleriyle, Mahkemenin, somut uyuşmazlığa, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla baktığı anlaşılmaktadır. Davacı çiftçi olup, mesleki kullanım amaçlı olarak dava konusu nar fidanlarını aldığına göre; davacının 4822 Sayılı Yasayla tanımlanan şekilde tüketici olmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü genel mahkemelerin görevindedir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. O halde; mahkemece, davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılması yönünde ara karar verilerek yargılama yapılması gerekirken, davaya yazılı şekilde tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılarak hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, (2) no’lu bent gereğince davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 17/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.