YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/31672
KARAR NO : 2015/34701
KARAR TARİHİ : 30.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 2,50 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı; oğluna karşı açtığı davada sulh olmaları nedeniyle mahkemece 11.767,00 TL harcın iadesine karar verildiğini, harç bedelinin mahkemece hesabına yatırıldığını, ne var ki sulh olunan davada vekili olan davalının kendisinin hulus ve saffetinden istifade ederek bu paranın avukata ait olduğuna inandırdığını, meblağın avukata ait olduğunu zannederek davalıya ödediğini, sonradan bu paranın avukatın hakkı olmadığını anladığı için hataen ödediği 11.767,00 TL nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacıya yemin hakkı hatırlatılıp davalının yemin etmesi üzerine davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki taraflar arasındaki ilişki vekalet akdinden doğmaktadır. vekalet akdi azil, ölüm olmadığı sürece devam eder. Avukat, üzerine aldığı işi her safhada özenle, doğrulukla ve müvekkili yararına yürütüp sonuçlandırmakla görevlidir. Müvekkilinin kendisi hakkındaki güveninin sarsılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan da titizlikle kaçınmak zorundadır.
Davalı avukat tarafından davacıya hukuki hizmet verildiği dosyada da avukatın katılımıyla tarafların sulh olduğu, sulhu imzası ile tasdik ettiği, mahkemece sulhun tasdikine ve bakiye harcın davacıya iadesine karar verildiği, davacının hesabına yatan harcın da davalıya verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, 1935 doğumlu, parmak izi ile imza atabilen davacının tahsil ettiği harcı davalıya avukata ait bir ücretmiş gibi hataen ödemesi sonucu davacının bu parayı geri isteyip isteyemeyeceği, ispat yükünün kime ait olduğu noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davacı davalıya sehven ödeme yaptığını, davalıda duruşmada aynen “öncelikle davanın reddini dilerim davacı davasını ispatlayamamıştır. Zaten parayı da bankadan kendisi çekmiştir. Şayet para alış verişi olmuş olsa bile avukat müvekkil ilişkisinden kaynaklanıyor olabilir.” dediği, yemin ederken ise “ben davacıdan hile ile ya da başka bir şekilde haketmediğim bir parayı almadım” diyerek avukatlık hizmeti karşılığı bu parayı aldığını ikrar etmiş,bu beyanıyla ispat yükünü üzerine almıştır. Davalı aldığı paranın vekillik sözleşmesi gereği ücreti olduğunu ispat etme külfeti altındadır. BK 96. maddesine göre bir sözleşmesel ilişkide davalı kusursuz olduğunu ispat etmek zorunda olduğu gibi vekil olması nedeniyle en hafif kusurundan dahi sorumludur.Vekil eden davacı ile avukat arasında olması gereken güven ilişkisi avukatın dava sonrası kusurlu eylemleri nedeniyle zedelenmiştir. Bu nedenlerle davalı aldığı paranın vekalet akdi kapsamında hakettiği ücrete ilişkin olduğunu ispat etmekle mükelleftir. Mahkemece HMK hükümlerine aykırı bir şekilde ispat yükü ters çevrilerek davacıya yüklenmesi, davalının, konusu suç soruşturmasına konu olabilecek vakıa hakkında yemin etmesi sonucu ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu nedenle bozulması gerekirken red kararını onayan çoğunluk düşüncesine katılmıyorum