Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/32029 E. 2015/33626 K. 19.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/32029
KARAR NO : 2015/33626
KARAR TARİHİ : 19.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı kurum ile arasında Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesi imzalandığını, davalı kurum tarafından Şubat 2005-Eylül 2006 tarihleri arasında kurum mensubu hastalara ruhsatlı cihaz kapasitesi üzerinde yapılan hemodiyaliz seansları için ödenen hizmet bedelinden 64.667,04-TL cezai kesinti yapıldığını, taraflar arasında imzalanan 2005 yılı hizmet sözleşmesi kapsamında teminat bedeli olan 28.000,00-TL üzerinden % 20 oranında 5.600,00-TL kesinti yapıldığını, kurum tarafından denetimi yapılmamış cihazlarla uygulanan hemodiyaliz seansları için 2006 yılı sözleşmesi gereğince de 401.694,00-TL cezai işlem uygulandığını, 03.09.2006- 20.10.2006 tarihleri arasında davalı kurumca denetimi yapılmamış mekan ve cihazlarla yapılan hemodiyaliz seansları için hizmet bedelinden 87.486,48-TL kesinti yapıldığını, ancak sözleşme ve yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uygun davrandığını, cezai işlemlerin ve kesintilerin haksız olduğunu ileri sürerek toplam 559.447,52-TL borçlu olmadığının tespitine ve davalı tarafından bu bedellerin tahsil edilmesi halinde istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum, yapılan denetimlerde davacı şirketin ruhsatlı cihaz kapasitesinin üzerinde cihazla hizmet verdiğinin tespit edildiğini, bu nedenle sözleşme uyarınca fazla seansların tespit edilerek kesinti yapıldığını, hasta sevkinin kapalı olduğu 03.09.2006-20.10.2006 tarihleri arasında verilmiş olan tedavi bedellerinin diyaliz yönetmeliğine uymadığından ödenmediğini ve cezai işlem uygulandığını, davacı hakkında uygulanan işlemlerin sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 64.667,04-TL hakkındaki talep konusuz kaldığından bu miktarla ilgili karar verilmesine yer olmadığına, 494.780,48-TL miktarla ilgili olarak davacının davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti ile 494.780,48 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığı, davalı kurum tarafından yapılan denetimler sonucunda davacı hakkında cezai şart kararları verildiği ve davacının hakedişlerinden kesinti yapıldığı hususları ihtilafsız olup, davacı bu işlemlerin haksız olduğunu ileri sürerek toplam 559.447,52-TL nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve davalı tarafından bu bedellerin tahsil edilmesi halinde istirdadına karar verilmesini istemiştir. Davalı, yapılan işlemlerin yasal mevzuata uygun olduğunu savunmuştur. Mahkemece, en son alınan 02.01.2014 tarihli bilirkişi heyeti raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu da dahil olmak üzere daha önce iki farklı heyetten alınan bilirkişi heyeti raporlarında; davacının işlettiği tıp merkezinde ruhsat fazlası ve denetim dışı cihaz kullanıldığı, hasta sevk işlemlerinin durdurulduğu dönemde hasta kabul edildiği tespit edilmiştir. İlk iki heyet raporu bu tespitlerden sonra hesaplamalar itibariyle farklı sonuçlara varmış, hükme esas alınan heyet raporunda ise fazla cihazlarla diğer kurumlara hizmet verilmiş olabileceği, bu nedenle denetimsiz cihazlarla verilen hizmetin davalı kuruma fatura edilmediğinin kabulü gerekeceği, davalı kurumun zamanında denetim yapmayarak hasta sevki kapalı iken hasta alınmasına neden olduğu gibi soyut ve dayanaksız gerekçeler ile cezai şartların hukuka aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Mahkemece de en son alınan bu heyet raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa ki açıklanan nedenlerle bu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Görüldüğü üzere, ilk iki heyet raporu arasında ise, değerlendirmeler ve varılan sonuçlar açısından çelişki bulunmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, az yukarıda tespit edilen ve dosya kapsamından sabit olduğu anlaşılan hususlar gözetilmek sureti ile konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu aracılığı ile yeniden inceleme yaptırılmalı ilk iki heyet raporu arasındaki çelişki giderilmeli ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.