Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/33095 E. 2014/35856 K. 13.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33095
KARAR NO : 2014/35856
KARAR TARİHİ : 13.11.2014

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı ile aralarındaki satış sözleşmesinden bakiye borcun ödenmediğini, bakiye 24.266,00TL lik alacağı yönünden başlattığı takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Davalı borcunu ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece Dairemizin 20.3.2013 tarih, 2012/27533 esas- 2013/7032 karar sayılı bozma ilamına uyularak davanın kabulüne, itirazın asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, davalı itirazında kötüniyetli olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve 2014/33095-35856
belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, usulün 438/7.maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün 2. bendinin kaldırılarak yerine “Asıl alacağın %40 ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.