Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/33329 E. 2015/30158 K. 15.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33329
KARAR NO : 2015/30158
KARAR TARİHİ : 15.10.2015

MAHKEMESİ . Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı .. Belediye Başkanlığı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı belediye, davalı hakkında arsa ihale bedeli alacakları nedeniyle icra takibi başlatmalarına rağmen, davalının haksız itiraz ettiğinden bahisle, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının … İcra Dairesi 2011/1661 Esas sayılı dosyaya yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin asıl alacak 7.181,80TL olmak üzere toplam 7.181.80 TL üzerinden devamına fazlaya ilişkin talebin ve icra tazminat talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, temyiz eden davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu davacının davalıdan talep ettiği bedel belirli olduğundan likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ne var ki yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK.438/7 maddesi hükmü uyarınca mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: (1) nolu bentte belirtilen nedenle kararı temyiz eden davacının sair itirazlarının reddine, 2-İkinci bentte açıklanan nedenle, mahkeme kararının “Hüküm” bölümünün 1. fıkrasındaki “…ve icra inkar tazminat talebinin..” ibaresinin çıkarılmasına, hükme ayrı bir bent eklenmesi suretiyle “Davacının icra–inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacak 7.181,80TL’nin % 40’ı oranında icra-inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde davac… Belediye Başkanlığı’na iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 15/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.