YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33342
KARAR NO : 2015/33093
KARAR TARİHİ : 12.11.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, işletmecisi olduğu restorantın sevk ve idaresini verdiği vekaletnameler ile tam selahiyetli olarak davalılara bıraktığını ancak 2009 yılında Vergi Dairesi Başkanlığınca yapılan vergi incelemesinde 2004 yılına ait toplam 32 adet fatura ile bazı şirketlerin düzenledikleri sahte faturaların işletmeye ait yasal deftere kayıt edildiğinin ve ilgili dönem KDV beyanına da dahil edildiğinin tespit edildiğini, davalıların bu haksız eylemlerinden dolayı sadece 2004 yılı için 53.764,96TL ceza ödediğini, davalıların sebebiyet verdiği bu zarardan ötürü başlatılan icra takibine ise, davalıların haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddinini dilemişlerdir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulüne, davalıların İcra Müdürlüğünün 2011/8748 esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazın 22.606,70 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına, bu miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine, karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair, temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalıların vekaleti kötüye kullanmaları nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararı talep etmiş; davalılar, davacının her türlü gelişmeden haberi olduğunu, keza vergi dairesiyle uzlaşmanın dahi davacı tarafından verilen vekaletname ile yapıldığını savunarak, davanın reddini dilemişler; mahkeme ise, davalıların vekaletname ile yaptıkları işlemlerden sorumlu olduklarını benimseyerek, gecikme faizi hariç olmak üzere vergi dairesi ile uzlaşılan 22.606,70TL bedel yönünden davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Davacının işletmesinde 2009 yılında yapılan vergi incelemesi sırasında, davalıların vekaletname ile yaptıkları işlemler nedeniyle, 2004 yılına ait usulsüzlüklerin ortaya çıktığı ve bu nedenle davacının işletmesine tarh edilmesi öngörülen vergiler toplamı 65.560,70TL iken, uzlaşılan rakamın 22.606,70TL olduğu ancak davacının gecikme cezası ile ödediği bedelin 53.764,96TL olduğu hususunda uyuşmazlık yoktur. Mahkemece, her ne kadar davalılar faiz hariç vergi cezasından sorumlu tutulmuş iseler de, vergi incelemesinin 2009 yılında yapıldığı, yapılan incelemeye kadar davacının bu durumu bildiğinin kabul edilemeyeceği, ancak tarhiyat tarihi itibariyle haberdar olacağı ve ödeme yapabileceği değerlendirildiğinden, davacının tarhiyat tarihine kadar işlemiş faizden de sorumlu olamayacağı, vekaleti kötüye kullandıkları mahkemece de benimsenmiş davalıların sorumlu olması gerektiği düşünülmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.