Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/33501 E. 2015/32263 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/33501
KARAR NO : 2015/32263
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki devre mülk sözleşmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, murisi ile davalı şirket arasında yapılan devre mülk satış sözleşmesi ile 4 ve 25 nolu iki adet yerin 23. dönem devrelerinin tamamını satın aldığını, satış bedelinin ise davalıya ait devremülklerin pazarlanması işi nedeniyle doğan alacağının karşılığı ödendiğini, bunun sözleşmeye yazıldığını, sözleşmede belirlenen teslim tarihlerinde bitirilerek teslim edilmediğini ileri sürerek; dava konusu 4 ve 25 nolu yerlerin tapusunun iptali ile davacılar adına tescilini, 15 mart 2008 tarihinden itibaren hesaplanacak kira gelirlerinin faiziyle davalıdan tahsiline, bunun mümkün olmaması halinde dava konusu devremülklerin dava tarihi itibariyle rayiç değerleri ile 15.03.2008 tarihinden itibaren hesaplanacak kira gelirinin her bir kira döneminden itibaren hesaplanacak faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, sözleşmede satış bedelinin peşin ödeneceğinin yazılmasına rağmen ödendiğine dair bir belge sunulmadığını, bedelin ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin geçerlilik kazanmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, tapu iptal ve tescil ile kira geliri isteminin reddine,sözleşmenin feshi ile 4 nolu yerin 23 dönem bedeli olan 186.000 TL ile 25 nolu yerin 23 dönem bedeli olan 208.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacıların murisi ile davalı şirket arasında yapılan Devre Mülk Satış sözleşmesi başlıklı harici sözleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkin olup, dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlığa konu olayda, davalı şirket tarafından satışı gerçekleştirilen … isimli devremülklerin üçüncü kişilere satışının yapılmasında aracılık hizmeti vermek üzere davacıların murisi ile davalı şirket arasında bir anlaşma bulunduğu, bu anlaşmaya göre davacıların murisi tarafından verilen aracılık hizmeti nedeniyle doğan hizmet bedelinin ödenmesi amacıyla dava konusu devre mülk satış sözleşmesinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin dayanağının davacıların murisi tarafından davalı şirkete verilen tellallık hizmetine dayalı ticari ve mesleki ilişkiden kaynaklandığı, 4077 sayılı yasaya göre tanımlanan tüketici işlemi olmadığı, bu itibarla genel mahkemelerin görevi içinde kaldığı anlaşılmaktadır.Öyle olunca mahkemece davaya genel mahkeme sıfatı ile bakılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken Tüketici Mahkemesi sıfatıyla işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 09/11/2015 gününde oyçokluğyla karar verildi.
KARŞI OY
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, devre mülk satış sözleşmesine ilişkin olup 4077 Sayılı Yasanın 4822 Sayılı Yasa ile değişik 3-e maddesinde tüketici, “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Somut olayda davacılar murisinin devre mülk satış sözleşmesini oluşturan taşınmazları ticari veya mesleki amaçla edindiğine dair delil mevcut olmadığı gibi bu yönde bir iddia da bulunmamaktadır. Davacılar murisinin “…” isimli devre mülklerin üçüncü kişilere satılmasında aracılık hizmeti vermesi dolayısıyla oluşan komisyon alacağına karşılık söz konusu devre mülklerin davacıların murisine satılmış olması sonuca etkili değildir. Devre mülk satış bedeli nakden ödenebileceği gibi aynen ya bir hizmet vermek suretiyle de ödenebilir. Somut olayda davacılar murisinin vermiş olduğu aracılık hizmeti karşılığında doğan komisyon alacağı, satış bedeli yerine geçmiştir. Bir başka anlatımla devre mülklerin bedelini hizmet vererek ödemiştir. Dolayısıyla satış bedelinin ödenme şekli yanlar arasındaki ilişkiyi tüketici hukukuna tabi olmaktan çıkarmayacaktır. Önemli olan davacılar murisinin söz konusu devre mülkleri ne amaçla edindiği ve kullanacağıdır. Somut olayda davacılar murisinin satın aldığı ve teslimi yapılmayan devre mülkleri ticari veya mesleki amaçla kullanacağına dair dosyada bir kanıt ve iddia da bulunmadığına göre tüketici mahkemesinin davayı görüp sonuçlandırmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.