Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/42738 E. 2015/32963 K. 12.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/42738
KARAR NO : 2015/32963
KARAR TARİHİ : 12.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’nın gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, murisinden kalan yerin intikali ve üçüncü kişilere satışı için davalı kardeşine, 24.8.1987 tarihinde vekaletname verdiğini, davalının 18.11.1987 tarihinde intikali yaptırdığı ve 26.8.1994 tarihinde de satışı gerçekleştirdiği halde kendisine bilgi vermediği gibi bedel de ödemediğini, davalı vekilin hesap verme yükümlülüğünün bulunduğunu bildirerek taşınmazın dava tarihi itibarıyla rayiç değerinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının satışı bildiğini, zamanaşımının oluştuğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, satış tarihinden itibaren zamanaşımın dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı vekil tarafından satılan ve satış bedeli ödenmeyen taşınmaz nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmakta olup, vekalet sözleşmesinin en önemli unsurları arasında; vekilin talimata uygun hareket etme borcu, özen borcu ve hesap verme borcu gelmektedir. Vekalet sözleşmesinde vekilin hesap verme borcu vekalet sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte doğup;işin vekil tarafından yürütülmesi sırasında ve sona ermesinde de devam etmektedir. BK.nun 392.maddesi hükmü gereğince vekil, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği herşeyi iade etmeye, iade edinceye kadar da almış olduğu şeyleri saklamaya zorunludur. Bu nedenle de vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımı vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemez. Bir başka deyişle iade borcunda muacceliyet vekilin hesap vermesi veya sözleşme ilişkisinin bitmesi ile başlar. Nitekim Hukuk Genel Kurulu’nun 2011 tarih ve 2011/13-161 esas ve 2011/276 karar sayılı ilamı da bu yöndedir.Davacı satışı dava tarihi olan 17.9.2012 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir.Davacının beyan ettiği öğrenme tarihinden daha önce satışı bildiğine ilişkin dosyada delil bulunmamaktadır.Buna göre öğrenme tarihinden itibaren BK. nun 126.maddesindeki 5 yıllık süre dava tarihi itibariyle henüz dolmamıştır.Somut uyuşmazlık itibariyle mahkemece davacının satışı öğrendiğini beyan ettiği 26.11.2007 tarihinden dava tarihine kadar BK 126. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gözetilerek, işin esasına girilerek sonucuna uygun şekilde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımının dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacı yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 25,20 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.