Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/43269 E. 2014/39523 K. 11.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/43269
KARAR NO : 2014/39523
KARAR TARİHİ : 11.12.2014

MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı şirket ile konut satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, kendisinin 44.000,00 TL bedeli kararlaştırılan tarihte ödemesine karşılık davalının sözleşme konusu daireyi taahhüt ettiği tarihte teslim edemediğini, ödemiş olduğu bedelin iadesi için davalıya çekmiş olduğu ihtarın cevapsız kalması nedeniyle başlatmış olduğu icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece itirazın iptali ile takibin devamına, alacak yargılama ile anlaşıldığından inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra – inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için
2014/43269-39523
bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, borçlu davalı imzaladığı sözleşmeye göre yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilecek konumda bulunması nedeniyle alacağın likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra – inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması HMK.’nun 370/2. maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın hüküm bölümünün 2. fıkrasının “alacak yargılama ile anlaşıldığından davacı ve davalının icra inkar tazminat istemlerinin reddine” cümlesinin hükümden çıkarılmasına ve yerine “Asıl alacak olan 44.000,00 TL’ nın % 20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ve “Davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine” cümlelerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 11.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.