YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/43790
KARAR NO : 2015/35394
KARAR TARİHİ : 03.12.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı … vekili avukat … geldi. Temyiz eden davacı taraftan gelen olmadığından, onların yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı tarafından inşa edilen …konutlarından 30.01.2008 tarihli sözleşme ile satın aldığı taşınmazın 18.10.2012 tarihinde teslim edildiğini, dairede eksik ve ayıplı işler bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayıp nedeni ile oluşan 10.000,00-TL değer kaybının konut bedelinin ödendiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini dilemişlerdir.
Mahkemece, dosyaya sunulmuş olan ve davacı vekilinin de imzasının bulunduğu 12.12.2012 tarihli sulh sözleşmesi ve ibranamenin 3-a maddesi gereğince davacı taraf davalıları ibra etmiş olduğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davacının davalılardan satın aldığı konuttaki ayıp ve eksikler nedeni ile meydana gelen değer kaybının istemine yöneliktir. Davalılar, taraflar arasında sulh sözleşmesi ve ibranameye göre biribirini ibra ettiklerini, konutta ayıp olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesii dilemişlerdir. Mahkemece konut tapusunun devredildiği , davacının geç teslim nedeniyle tazminat talebine ilişkin olarak icra takibi yaptığı ve tarafların aralarında anlaşarak 12.12.2012 tarihli sulh sözleşmesi ve ibraname imzaladıkları bu sulh sözleşmesi ve ibranamenin 3-a maddesinde de “…. Konut satım sözleşmesi, icra takibi ve itirazın iptali davası ile ilgili olarak borçluları ve ..ortaklığının diğer ortağını gayrikabili rücu şeklinde ayrı ayrı ibra etttğini beyan, kabul ve taahhüt eder.” ibaresinin bulunduğu ve davacının konut satış sözleşmesinden doğan haklarından da rücu etmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki taraflar arasında düzenlenmiş bulunan “Sulh Sözleşmesi ve İbraname” nin sözleşmenin konusu başlıklı 1. maddesinde davacının geç teslim nedeni ile gecikme cezasına istinaden icra takibi başlattığı ve itiraz üzerine itirazın iptali davası açıldığı açıklandıktan sonra konutun geç teslimi nedeni ile aralarında doğan uyuşmazlığın sözleşmede öngörülen hüküm ve koşullar dahilinde sulhen sona erdirilmesi hususunda mutabakata varıldığı belirtilmiştir. Eldeki dava ise taşınmazda tespit edilen ayıplar nedeni ile oluşan değer kaybına ilişkindir. İbranamenin konusunun eldeki davadan farklı olması karşısında mahkemece anılan ibranamenin esas alınarak davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hal böyle olunca mahkemece işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı lehine BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.