Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/45818 E. 2015/27035 K. 15.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/45818
KARAR NO : 2015/27035
KARAR TARİHİ : 15.09.2015

… vekili avukat … ile 1….vekili avuka… 2…. Ve …. vekili avukat … aralarındaki dava hakkında… Tüketici Mahkemesinden verilen 8.3.2012 tarih ve 81-66 sayılı hükmün Dairenin 12.12.2012 tarih ve 18720-28454 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.

KARAR

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK.nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, ve aynı kanunun 442 maddesi hükmünce 250.00 (ikiyüzelli) Lira para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 15.9.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Uyuşmazlık, davacının davalı “0” km olarak satın aldığı aracın motor numarasının pert olan başka bir araca ait çıkması nedeniyle aracını sigorta yaptıramamasının araçtan yararlanmasını kısıtlayıp kısıtlamayacağı, çift motor numarası taşıyan bir aracın imalat hatası olup olmadığı, 4077 sayılı kanuna göre satıcıya ve imalatçıya karşı ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanıp yararlanamayacağı, yerel mahkemenin ayıbın süresinde ihbar edilmediği gerekçesiyle verdiği red kararının doğru olup olmadığı, buradan varılacak sonuçla tüketicinin bedel iadesini hak edip etmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. maddesinde ayıplı mal:
1-Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan veya
2- Satıcı tarafından bildirilen veya
3- Standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen,
4- Nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da
5-Tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar olarak tanımlanmıştır. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere satılan malın satıcı tarafından vaat edilmiş veya sözleşmeyle izlenen amaca uygun olarak bulunması gereken ve beklenen niteliklerden yoksun olmasını veya alıcının sağlayacağı faydayı azaltan ya da tamamen ortadan kaldıran noksanlık içeren mallar ayıplı mal olarak kabul edilmektedir.
Malın kullanılmasıyla ortaya çıkan, ve çoğunlukla bilirkişi incelemesiyle anlaşılabilen ayıplar ise gizli ayıplardır. (BK m.198/3, TBK m.223/2, TTKm. 25/3)
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde satıcının ayıba karşı sorumlu tutulanların daha uzun bir garanti süresi vermemesi daha uzun bir süre sorumluluk üstlenmemeleri halinde ayıplı maldan doğan davaların ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ancak, satılan malın ayıbı tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse 2 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamayacağı, hükmü yer almaktadır.
Ağır kusur, yargısal kararlarda “aynı durum ve koşullar altında her mantıklı insanın göstereceği en ilkel (basit) dikkat ve özenin gösterilmemesi” şeklinde tanımlanmaktadır. Başka bir anlatımla ağır kusurda; hal ve şartların yüklediği özen gösterme ve tedbir alma ödevlerine veya bir hareket tarzı emreden kurallara “tam bir aldırmazlık” söz konusudur. Ağır kusur, bağışlanması kesinlikle olanaksız olan irade eksikliği esasına dayanır. (YHGK 2003/11-756 2003/743)
4077 sayılı yasanın 30. maddesi delaletiyle olaya da uygulanabilen 818 sayılı BK nun 96. maddesine göre borçlu en hafif kusurundan bile sorumludur. Diğer söyleyişle, borcun kötü ifa edilmesinde kusurun bütün derecelerinden sorumludur. Satıcı BK 194. maddesine göre her türlü ayıptan ari ve noksansız olarak edimini yerine getirmek zorundadır. (Y.13 HD 07.01.2013 gün 2002/9804 E. 2003/179K)
Somut olayda hiç kullanılmamış araçta ortaya çıkan ayıp “malın standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen, tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan niteliktedir. Tüketicinin subjektif beklentilerini dava konusu ayıplı mal karşılamamaktadır. Hiç kimse pert uyarısı verdiği için sigortalanamayan, kaza riski taşıyan, resmi işlemlerde testlerden geçemeyen, kamuoyunda çenç araç adıyla bilinen motor ve şasi numaraları değiştirilmiş araç olduğu izlenimi veren, ikinci el olması halinde hakkında suç duyurusu bile yapılabilen bir ayıplı aracı satın almak istemez. Böyle bir aracın tüketici tarafından satılmak istendiğinde bile değerinden satılamayacağı kuşkusuzdur. Nitekim bilirkişiler motor değişimi yapılarak dolaylı olarak ayıbın giderilebileceğini, imalatçı firmanın da çift motor numaralı araç üretiminin mümkün olduğunu kabul etmeleri karşısında davacının ayıp iddiası nedeniyle TKHK da tanınan bedel iadesi isteminin yasaya uygun meşru bir talep olduğu kabul edilmelidir. Öte yandan davalının ağır kusuru olduğu için zamanaşımı süresinin işlemeyeceğinde duraksama olmamalıdır. Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin davalıların açık bir savunması da yoktur. Ne var ki yerel mahkemenin süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı bu nedenle davacının ayıbı kabullenmiş sayılacağına ilişkin gerekçesi usul ve yasaya aykırıdır. Hal böyle olunca tüketicinin seçimlik haklarından sözleşmeden dönme ile bedel iadesi isteğinde bulunması haklıdır. Davanın bedel iadesine yönelik kısmının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine dair kararın onanması hatalı olup bu nedenle davacının karar düzeltme isteminin kabulü gerekirken reddine ilişkin sayın çoğunluğun görüşlerine katılamıyorum.