YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/46310
KARAR NO : 2015/37091
KARAR TARİHİ : 17.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekilleri avukat ….davacı vekilleri avukat … ve…n gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
KARAR
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yazılan 15.028,98 TL kalan harcın temyiz edenden alınmasına, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/12/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; maktu bir bedel olarak kararlaştırılan avukatlık ücretinin fahiş olması nedeniyle yazılı sözleşmenin geçerli olup olmadığı konusundadır.
Davacı avukat, davalı asili, takip ettiği dosyalarda davalı vekili olarak temsil ettiğini, davalının 22.1.2007 tarihli avukatlık ücret sözleşmesiyle kararlaştırılmasına rağmen 350.000+KDV hizmet bedelini ödemediğini, bu nedenle 413.000,00 TL nin davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı yanca temyiz edilmiştir.
Davalının murisinden kalan mallarla ilgili diğer mirasçılar tarafından açılmış, vasiyetnamenin iptali, tenkis, tapu iptali gibi miras hukukundan kaynaklanan davaların feragat, yetkisizlik, birleştirme gibi nedenlerle sona ermesinden sonra davacı avukat ile davalı arasında ücret sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu sözleşmeye göre davacı avukat…Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/464 Esas 2006/47 Karar sayılı (yetkisizlik),…Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2015/118 Esas 2006/266 Karar sayılı (tapu iptal ve tenkis – feragat),…Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/134 Esas -300 Karar sayılı (birleştirme), ….AHM ….arar sayılı (tapu iptal ve tenkis – feragat),….Karar sayılı (vasiyetnamenin iptali – feragat), İstanbul 7. AHM 2005/175 Esas 2006/184 Karar sayılı dava dosyalarını davalı safında takip etmiş olup mirasçıların aralarında düzenlediği sulh protokolü nedeniyle ilk ya da sonraki celselerde yazılı nedenlerle sona eren davalarda hukuki hizmet verdiği, olayda azlin sözkonusu olmadığı, ücret sözleşmesinin de hizmetin verilmesinden sonra 22/1/2007 tarihinde yapıldığı tartışmasızdır.
Avukatlık Kanunu 163/1. maddesinde avukatlık ücret sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı kapsaması gerekir denildikten sonra 164/1. maddesinde de avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 2. fıkrasında ise yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabileceği, 163/2 maddesine göre avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu Kanunda belirtilen tavan miktarında geçerli olduğu belirtilmiştir. Taraflar aralarında imzaladıkları sözleşme ile az yukarıda nispi harca tabi olan davaların karşılığı hizmet bedeli olarak 413.000,00 TL KDV dahil maktu ücret kararlaştırmışlardır. Kanun koyucunun avukatlık ücret sözleşmesinde ücretin belirli ve verilen hizmetin karşılığı (dengeli) olmasını aradığı görülmektedir. Taraflar değeri parayla ölçülebilen bir hukuki hizmet için somut olayda olduğu gibi ücreti maktu olarak kararlaştırmışlardır. Öncelikle belirtilmelidir ki nispi kararlaştırmanın tercih edildiği sözleşmelerde avukatlık ücretinin yüzde yirmibeşi aşmaması gerektiği konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu sınır maktu kararlaştırmaya uygulanabilir mi? Ücretin serbestçe kararlaştırılacağı m.163/1 fıkrası birinci cümlede vurgulanmışsa da bu ücretin hiç denetlenemeyeceği anlamına gelmemelidir. Kanun koyucunun bir yazılı sözleşme yapıldığında belirlenen nispi ücrete % 25 (m.164/2) ve avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde (m.164/4) hizmetin verildiği tarihe göre %10 ila 20 arasında nispi bir limit koyması karşısında değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde kararlaştırılan maktu ücrete bir tavan koymadığı söylenemez. Maktu ücrete yasada bir sınır konulmadığı kabul edildiği takdirde asile kazandırılan toplam bedelden fazla ücret ödenmesi hakkaniyete aykırı olduğu gibi fazla kararlaştırmanın dava sebebi olması durumunda maktu ücretin sürekli objektif olmayan ahlaka aykırılık nedeniyle fahiş olup olmadığı, gabin teşkil edip etmediği gibi nedenlerle (TBK 26-27) denetlenmesi sözkonusu olur ki tıpkı kimi uygulamada görüldüğü üzere benzer olaylarda farklı ve adil olmayan sonuçlara ulaşılmasına kapı açılmış olur. Subjektif yaklaşımlar, değişik mülahazalarla farklı ve adil olmayan sonuçların önüne geçilmesi için sözleşme yapıldığı tarihte taraflardan miktar ve değeri yaklaşık tespiti beklenilen iş ve davalarda ücretin maktu belirlenmesinin sınırı iş ve davanın değerinin yüzde yirmibeşi kadar olmalıdır. Bu nedenle Kanun her ne kadar % 25 lik sınırı nispi tayin edilen ücretlere mahsus tutmuş gözükse de özellikle ayrım yapmadan ” avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.” demek suretiyle sadece dava değeri ölçülebilen işlerde maktu ücrette de yüzde yirmibeşlik tavanın konulduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda ücretin TBK hükümlerine göre denetlenmesine gelince; Borçlar hukukumuzun ana ilkelerinden biri sözleşme serbestisi olup taraflar akdin konusunu kanunun getirdiği sınır dairesinde serbestçe tayin edebilirler (TBK….26 EBK m. 19-20). Ancak sözleşme yapma özgürlüğü de maddi ve hukuki yönden bazı sınırlamalara tabi tutulmuştur (TBK….27). Avukatlık ücret sözleşmesinin Borçlar Kanunu 27. maddesine aykırı düşmemesi gerekir. Türk Borçlar Kanununa göre tarafların sözleşme ile amaçladıkları çıkarların dengede olması gerektiği kabul edilerek sözleşenlerin gerçek ve müşterek maksadı çıkarları aranmalı sözleşmenin kanunun gösterdiği hudutlar içinde kalıp kalmadığı ahlaka aykırı olup olmadığı belirlenmelidir. Sözleşmenin yapıldığı tarihte bir taraf için sağlanan hak ve menfaate eşit düşmeyen fahiş bir hak ve menfaatin karşı tarafa sağlanmasının ahlak kurallarına aykırı düşeceği kabul edilmelidir. Öte yandan sözleşmenin geçersiz, ücretin belirsiz avukatlık ücret hesabında dairemiz istikrarlı olarak sözleşmenin geçersiz olması halinde müddeabihi yani harçlandırılmış dava değerini esas almaktadır. Bu yüzden davacı avukatın davalı vekili olarak savunduğu dosyaların harca esas toplam değerinin 246.000 TL olduğu sözleşmenin dayanağı olan davaların feragat, birleştirme, yetkisizlik ile sonuçlanmış olmasına, ücret sözleşmesinin de işbu sulh nedeniyle uyuşmazlığın sonuca bağlanmasından sonra yapılmasına, avukatın sulh protokolünde imzasının bulunmamasına rağmen mahkemece tam bir hukuki hizmet verildiği kabul edilerek KDV dahil 413.000 TL’ye hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Miras hukukundan kaynaklı tapunun iptali istemini içeren davalar nispi harca tabi davalardır. Avukatlık ücret sözleşmesine konu olan davalarda harca esas değer 246.000 TL olup yürütülen bu davalardaki harca esas dava değeri dikkate alındığında sözleşmede maktu olarak kararlaştırılan 413.000,00 KDV dahil ücretin avukatlık Kanunu madde 164/2 maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı olduğu görülmektedir. Hal böyle olunca maktu olarak kararlaştırılan ücret miktarının dava değerini aşan miktarda fahiş olması nedeniyle sözleşmenin ahlaka aykırı olması ve az yukarda izah edildiği üzere maktu ücretin Avukatlık Kanunundaki % 25 lik sınırın üzerinde kararlaştırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, bu nedenle davacı ücretinin yazılı orana çekilerek karar verilmemesi bozmayı gerektirir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi … …. Bu durumda mahkemece, davacının hizmet vermeye başladığı tarihteki harçlandırılmış dava değeri üzerinden AV.Knun 164/2 maddesindeki yüzde yirmi beşlik sınıra çekilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde verilen yerel mahkeme kararını onayan sayın çoğunluğun görüşlerine katılmıyorum.