YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/46809
KARAR NO : 2015/37147
KARAR TARİHİ : 17.12.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmasız, davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalıdan 14.4.2009 tarihli harici sözleşme ile 500.000,00 TL bedelle taşınmaz satın aldığını, resmi devrin düşük bedel gösterilerek yapıldığını, devirden sonra taşınmazın bulunduğu parsel ile ilgili olarak idare mahkemesinin verdiği karar nedeniyle davalıdan önceki malik olan belediye lehine yapılan ifraz işleminin iptal edilerek tapuya bu durumun işlendiğini, bu nedenle mülkiyet hakkını kullanamaz hale geldiğini ileri sürerek, satış sözleşmesinin feshi ile ödediği 500.000,00 TL den az olmamak kaydıyla taşınmazın rayicinin tespiti ile davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, satışın tapu devrinde belirtilen bedel üzerinden yapıldığını, davacı isteminin esastan da haskız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının rayici değil ancak ödediği sabit olan 500.000,00 TL yi isteyebileceği gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kabulü ile satış sözleşmesinin feshine, 500.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, zapta karşı tekeffül hükümlerine dayalı olarak alıcının seçimlik haklarını kullanma istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesinin, sonradan resmi devir işlemlerinin tamamlanması ile gerçerlilik kazandığı yerleşik Yargıtay uygulamaları ile sabittir. BK’nun 189(TBK217 vd) maddesinin birinci bendinde, “satıcı, satılan şeyin bir üçüncü şahıs tarafından satımın akdi zamanında mevcut bir hak sebebi ile tamamen veya kısmen zaptedilmesinden alıcıya karşı mes’ul ve zamindir.” düzenlemesine yer verilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı gibi, mevcut ayıp ister subjektif bir haktan, isterse objektif bir hukuk kuralından doğmuş olsun satıcı, devrini taahhüt edip gerçekleştirdiği hakkın kendi malvarlığında mevcut olduğu yönünü de zamindir. Devredilen hak, herhangi bir nedenle devri taahhüt edilen hakka uygunluk göstermiyorsa satıcı bundan sorumludur. Bu sorumlulukta alıcının zapt nedeniyle uğradığı gerçek zarar kadardır. Somut olayda, resmi şekle uygun olarak satış işlemi gerçekleştirilmiştir. Hâl böyle olunca davalı zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca davacının gerçek ve güncel müspet zararından sorumludur. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarih ve … karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Mahkemenin açıklanan bu ilkeler doğrultusunda inceleme ve araştırma yaparak taşınmazın dava tarihi itibariyle gerçek rayiç değerinin tespiti ile sonucuna uygun bir karar vermesi gerekirken eksik inceleme ile satış bedeline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte gösterilen nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 8.539,00 TL. temyiz harcının davalıya, 25,20 TL harcın davacıya iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.