YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/47908
KARAR NO : 2015/20580
KARAR TARİHİ : 16.06.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan …’e, Belediyeye karşı dava açması için vekaletname verdiğini, 9.5.2008 tarihinde 1.500 TL, daha sonra da 400 TL olmak üzere toplam 1.900 TL ödeme yaptığını, davalı tarafından Sulh Hukuk Mahkemesinde 2008/19 değişik iş sayılı dosyası üzerinden tespit yaptırılıp, Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/265 esas sayılı dosyası üzerinden de el atmanın önlenmesi davası açıldığını, ancak zamanında tespit yaptırılıp, dava açılmadığını, gerekli istemlerde de bulunulmadığını, işlerin davalı avukatın Baroya kayıtlı olmayan oğlu diğer davalı …tarafından yürütüldüğünü, 2009/265 esas sayılı dosyanın ilk duruşmasına da katılmayıp mazeret gönderildiğini, tüm bu nedenlerle işyerini çalıştıramamaktan dolayı zarara uğradığını, davalı avukatı haklı nedenlerle azlettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, … olduğu 1500 TL’nin 9.5.2008 tarihinden, 400 TL nin de 26.6.2008 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, ayrıca uğramış olduğu zararlar nedeniyle de, 15.000 TL maddi ve 25.000 TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre ödemelerle ilgili talebin ispat edilemediği, “davacının iş yerini çalıştıramamaktan kaynaklanan kazanç kaybının ise Belediyenin eylemi ile ilgili olduğu” belirtilerek, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı avukatın görevini özen ve sadakatle yerine getirmediği iddiasıyla açılan, alacak ve tazminat istemine ilişkindir. Borçlar Kanunu’nun 380. ve devamı maddelerine göre, vekil, müvekkiline karşı vekaleti “sadakat ve özenle” ifa etmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcunun gereği olarak, mesleki bilgi ve deneyimleri ile hayat deneyimlerine ve işlerin normal oluşuna göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması, başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınıp, basiretli olarak hareket etmesi gereklidir. Vekil, amaçlanan sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için gerekli olan çalışmaların özenle yerine getirilmemesinden sorumludur. Bir avukatın, yasa ile öngörülen süre içinde yapılması gereken işleri yapmaması, süresinde dava açmaması, müvekkili aleyhine verilen kararı temyiz etmemesi, özen borcunun gereği gibi ifa edilmediğini ve kusurlu olduğunu gösterir. Hemen belirtmek gerekir ki, tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için, sadece eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli olmayıp, eylem sonucunda bir zararın da doğmuş olması ve zararla eylem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gereklidir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa;
Davacı, işletmekte olduğu restoranın, dava dışı Belediyenin haksız eylemi nedeniyle zarar görmesi üzerine, işyerinin eski hale getirilmesi ve gerekli hukuki yardımlar için davalı avukata vekaletname verdiğini, ancak davalının gerekli işlemleri zamanında başlatmaması, işini özenle ve gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek eldeki davayı açmışsa da, mahkemece davacının bu iddiası ve az yukarda açıklanan ilke ve esaslar doğrultusunda, davalı avukatın görevini gereği gibi yerine getirip getirmediği, davacının bu yüzden bir zarara uğrayıp uğramadığı konusunda gerekli ve yeterli bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
Öncelikle kararın gerekçesinde değinilen, davacının aynı davalı hakkında açtığı belirtilen … 5. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2000/326 esas sayılı dava dosyasında davacı, eldeki davanın davacısı değil, “…” adındaki üçüncü bir kişidir. Davacı ile ilgisi olmayan bir davanın hükme gerekçe yapılmış olması, usul ve yasaya aykırıdır.
Yine kararın gerekçesinde, avukatın vekalet ücreti alacağı olduğundan bahsedilmişse de, azlin haklı olup olmadığı değerlendirilmemiş, davalının haklı olarak azledildiğinin kabul edilmesi halinde, ücret konusu dava sonuçlanmadan azledilen avukatın ücret talep edemeyeceği göz ardı edilmiştir.
Ayrıca davacının, “delil tespiti ve el atmanın önlenmesi davalarının zamanında açılmadığı, Belediyenin haksız uygulaması nedeniyle ticari faaliyetini sürdüremediği ve bu nedenle zarara uğradığı” iddialarına ve özellikle el atmanın önlenmesi davasının, yapılan delil tespitinden yaklaşık 10 ay sonra açılmış olmasına rağmen, davalı avukatın görevi ifada kusur ve ihmalinin olup olmadığı ve davalının herhangi bir kusur, ihmal ve özensizliğinin tespiti halinde, bundan dolayı davacının bir zarara uğrayıp uğramadığı konusunda da inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece davacının uğramış olduğu kazanç kaybından davalı avukatın değil, Belediyenin sorumlu olduğu belirtilmişse de, davalı avukatın görevini özen ve sadakatle yerine getirmemesi halinde, müvekkilin hak ve alacağına, ya da olması gereken hukuki duruma kavuşamamış olması, veya bunun geciktirilmiş olması, avukatın müvekkiline karşı sorumluluğunu gerektiren bir husustur. Bu nedenle mahkemenin bu konudaki gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.
O halde mahkemece, az yukarda belirtilen hususlar dikkate alınarak, gerektiğinde taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınıp, davacının talepleri incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ : 1. bentte açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince, davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 16.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.