Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/48849 E. 2016/5929 K. 25.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/48849
KARAR NO : 2016/5929
KARAR TARİHİ : 25.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacılar, murisleri olan babaları …’ın noterde düzenlenen 12.10.1982 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile tapuya kayıtlı 1227 parsel numaralı taşınmazı davalıdan satın alıp bedelini ödediğini, davalının tapu devrinden kaçınması üzerine adlarına tescili için dava açtıklarını, ancak davalının kardeşlerinin açtıkları tapuda isim tashihi davası sonunda taşınmazın davalıya değil, davalı ile aynı adı taşıyan davalının babasına ait olduğunun saptanması üzerine taşınmazın davalının babasının mirasçıları adına intikal ettiğini, davalının taşınmazın kendisine ait olduğunu söylemek suretiyle murislerini kandırdığını, davalının taşınmazın dava tarihindeki raiç değerinden sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 100.000 TL’nin tahsilini istemişler, ıslah dilekçesi ile taleplerini 317.000 TL’na çıkartmışlardır.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile, 100.000 TL’nın dava, 217.000 TL’nın ıslah tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar eldeki davada, murislerinin noter satış sözleşmesi ile davalıdan satın alıp bedelini ödediği taşınmazın davalıya ait bulunmadığının ve bu nedenle akdin ifa edilmesinin mümkün olmadığının anlaşılması üzerine, taşınmazın dava tarihindeki raiç değerinin tahsilini istemişler, mahkemece de talep kabul edilerek taşınmazın bilirkişi tarafından dava tarihi itibariyle belirlenen raiç değerine hükmedilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, noterde yapılan sözleşme geçerli olduğundan davacılar raiç bedeli isteme hakkında sahip ise de, taşınmazın dava tarihindeki raiç değerini değil, murisleri ile davalı arasında yapılan sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği tarihteki raiç değeri isteme hak ve yetkisine sahiptirler. Aksinin kabulü, akdin ifasının imkansız hale geldiği tarihte bedeli talep etme hakkı bulunan davacıların kendi kusurları ile daha fazla hak elde etme imkanına sahip olmaları sonucunu doğurur ki bunun da hukuken korunması olanaksızdır. Eldeki dava konusu olayda, akdin ifasının imkansız hale geldiği tarih, davalının kardeşlerinin açtığı dava sonucunda verilen hükmün kesinleştiği tarih olup, davacılar ancak o tarihteki raiç bedeli isteyebilirler. Mahkemece, davalının kardeşleri tarafından açılan davanın kesinleştiği tarih akdin ifasının imkansız hale geldiği tarih olarak kabul edilerek o tarihteki raiç değere hükmedilmesi gerekirken dava tarihindeki raiç değere hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 25/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.