YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12770
KARAR NO : 2016/12777
KARAR TARİHİ : 10.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu, davalı ile imzaladıkları Kiralık-Satılık Gayrimenkule Ait Yer Gösterme ve Tanıtım Sözleşmesi gereği 3 ve 4 nolu parselleri davalıya gösterdiğini, kendisinin devre dışı bırakılarak taşınmazların satın alındığını öğrendiğini, sözleşmede kararlaştırılan 90.000,00TL’lik ücretin tahsili amacıyla icra takibi başlattığını, davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, sözleşmenin boş olarak imzalandığını, davacının adı geçen taşınmazları göstermediğini, taşınmazların kardeşi tarafından satın alındığının davacı tarafça öğrenilmesi üzerine sözleşmenin doldurulduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacıya taşınmazın pazarlanması yönünde taşınmaz maliki tarafından yetki verilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 15.1.2012 tarihli “Kiralık-Satılık Gayrimenkule Ait Yer Gösterme ve Tanıtım Sözleşmesi” başlıklı sözleşmede “Yukarıda cins, vasıf ve özellikleri ile koşulları belirtilen taşınmazları … Emlak danışmanlığının tarafıma sunduğu hizmeti sonucu gördüm, öğrendim. İşbu yeri bir yıl içinde kendim, ailem, 3. dereceye kadar kan veya sıhri hısımlarım…satın aldığı takdirde …yazılı satış bedelinin %3+kdv’sini … Emlak yetkilisine ödemeyi kabul ve taahhüt ederim.” ibaresi yazmaktadır. Sözleşmede dava konusu taşınmazların davacı tarafından davalıya gösterildiği yazılı olup, taraflar arasında düzenlenen bu sözleşme geçerlidir. Bunun aksinin davalı tarafça aynı mahiyette bir delil ile ispatlanması gerekir. Üstelik davalı bu sözleşmeyi imzaladığını kabul etmektedir. Davada dayanılan sözleşme düzenlendikten sonra 3 nolu parselin 23.03.2012, 4 nolu parselin ise 17.8.2012 tarihinde davalının kardeşi … tarafından tapuda satın alındığı konusunda da ihtilaf yoktur. Taraflar arasındaki sözleşmenin iptal edildiği iddia ve ispat edilemediğine göre davacı simsarın simsarlık ücretine hak kazandığı kabul edilmelidir. Bununla birlikte, sözleşmede taşınmazları satış bedelleri belirtilmediğinden, taşınmazların tapudaki satış bedelleri belirlenip, bu miktarlar üzerinden simsarın ücrete hak kazanacağı da gözetilmek suretiyle, mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 10/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.