YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/15568
KARAR NO : 2015/16234
KARAR TARİHİ : 21.05.2015
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar ve davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı .. vekili avkat ..diğer davalı .. vekili avukat … ile davacılar vekili avukat …’nin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, dava dışı arsa sahibi .. ile müteahhitler arasında akdedilen “Düzenleme Şeklinde Bina Yapımı ve Arsa Payı Karşılığı Satış Vaadi Sözleşmesi” ve bunun içinde imzalanan eser sözleşmesi hükümleri uyarınca 26071 ada 1 parsel üzerinde 4 adet 25’er dairelik bloklar inşa edildiğini, bir kısım davacıların tapularını alamadıklarını, lüks olarak inşa edilip çok yüksek fiyatlarla satılan bloklardaki dairelerde ciddi ölçüde imalat hataları, noksan imalat ve ayıplı imalatlar bulunduğunu, bu konuda bilirkişi incelemeleri yaptırıldığını beyanla, noksan ve kusurlu imalat sebebiyle fazlaya dair hakları saklı tutulmak kaydıyla, 100.000-TL nin dava tarihinden itibaren en yüksek avans faizi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hisseleri nispetinde davacılara verilmesine, manevi tazminat olarak masrafı davalılardan alınmak kaydı ile mahkeme ilamının Türkiye’de yayımlanan en yüksek tirajlı üç ayrı gazetede birer defa yayımlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, bir kısım davacılar yönünden davanın kısmen kabulü ile toplam 94.595,88-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat isteklerinin reddine, davacılar .. ile … yönünden sübuta ermemesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, ……. . …, …, … yönlerinden aktif husumet yokluğu nedeniyle maddi ve manevi tazminat davalarının reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Anayasanın 141/III maddesi uyarınca mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Yargılama makamları iddia ve savunmayı, taraflarca gösterilen delilleri gereği gibi incelemek ve ulaştıkları sonucu ikna edici bir gerekçeyle kararlarına yansıtmak zorundadırlar. Mahkeme kararlarındaki gerekçesizlik Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan “adil yargılanma hakkı” nın ihlalidir.
6100 sayılı HMK 297 maddesi gereğince de; hükümde, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerinin yer alacağı belirtildikten sonra, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir.
Somut olayda; mahkemece, bir kısım davacılar yönünden davanın sübut bulmadığından reddine, bir kısım davacılar yönünden ise davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen, gerekçeli kararda hangi nedenler ile bu kararların verildiğine ilişkin bir açıklama ve gerekçe bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine, mahkeme gerekçesinde 11.02.2013 tarihli bilirkişi raporuna atıf yapılmasına rağmen hükmedilen meblağlar ile iş bu bilirkişi raporundaki meblağlar aynı değildir. Davaları kabul edilen bir kısım davacılar yönünden ise hüküm kısmında belirtilen meblağların (1/2) oranında mı verildiği yoksa her iki davacı için tek meblağa mı hükmedildiği anlaşılamamakta olup, hüküm infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Oysaki mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması Anayasa hükmü olduğu gibi kararın yukarıda belirtildiği şekilde HMK 297. maddesinde yer alan hususları kapsaması da zorunludur. İncelenen mahkeme kararının bahsi geçen yasa hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmakla, gerekçesiz bir şekilde ve usulün 297 maddesine aykırı olarak yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların air temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının karşılıklı alınarak birbirlerine ödenmesine, peşin alınan 1.606,50 TL. temyiz harcının istek halinde davalı … AŞ’ne, peşin alınan 1.615.50 TL temyiz harcının davalı Toki’ye ve …’ne iadesine, 21.5.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.